Basit usule tabi olmanın şartları ile gerçek usulde vergilendirilmesi gerekli görülenlerin basit usulden faydalanamayacakları hk.
Danıştay 3. Daire E. 2001/2859 K. 2003/195 T. 21.1.2003 BASİT USUL BASİT USULE TABİ OLMANIN ŞARTLARI İLE GERÇEK USULDE VERGİLENDİRİLMESİ GEREKLİ GÖRÜLENLERİN BASİT USULDEN FAYDALANAMAYACAKLARI HK. 193/md. 47 , 48 , 51 Temyiz Eden: .... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf: .... İstemin Özeti: Tatlıcılık faaliyetinden dolayı basit usulde gelir vergisi mükellefi iken yapılan yoklama üzerine 1.5.2000 tarihinden itibaren davacı adına gerçek usulde mükellefiyet tesisine ilişkin işlemi, olayda, 28.4.2000 günü yapılan yoklamada işyerinin 15 m2 büyüklüğünde olduğu, aylık 10.000.000.- lira kira ödendiği, işçi çalıştırılmadığı hususlarının tespit edilmesinden sonra, işyerinin, mevkii, sermaye durumu ve diğer özellikler dikkate alınarak davacı adına gerçek usulde mükellefiyet tesis edildiği, Gelir Vergisi Kanununun 46'ncı maddesinde, basit usule tabi olmanın şartlarından herhangi birini takvim yılı içinde kaybedenlerin ertesi takvim yılı başından itibaren gerçek usulde vergilendirilecekleri hükme bağlandıktan sonra, 47 ve 48'inci maddelerinde de basit usule tabi olmanın genel ve özel şartlarının düzenlendiği, olayda, 28.4.2000 tarihinde yapılan yoklamada, basit usule tabi olmanın şartlarının kaybedildiğine ilişkin bir tespitin bulunmadığı, bu durumda basit usule tabi olmanın sınırları içinde bulunan davacı hakkında gerçek usulde mükellefiyet tesis edilmesinde hukuka uygunluk görülmediği gerekçesiyle iptal eden ..... Vergi Mahkemesinin 19.2.2001 gün ve E: 2000/645, K: 2001/196 sayılı kararının; işyerinde yapılan yoklama ile tespit edilen hususlar dikkate alınarak tesis edilen mükellefiyet işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir. Tetkik Hakimi: .... Düşüncesi: .... Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde tatlı alım satımıyla uğraşan davacının Gelir Vergisi Kanununun 51'inci maddesi hükmü ve 95/6430 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca davacının basit usulden yararlanması mümkün olmadığından adına gerçek usulde mükellefiyet tesisinde hukuka aykırılık bulunmadığı, kararın bozulması gerektiği düşünülmektedir. Savcı: .... Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: Gelir Vergisi Kanununun 47'nci ve 48'inci maddelerinde basit usule tabi olmanın genel ve özel şartları düzenlenmiş olup, "basit usulün hududu başlıklı" 51'inci maddesinin 12'nci bendinde, Maliye Bakanlığınca teklif edilen ve Bakanlar Kurulunca kararlaştırılan iş grupları sektörler, il ve ilçeler, büyükşehir belediyeleri dahil olmak üzere il ve ilçelerin belediye sını...