Hak sahipliğinin iptaline ilişkin işlemin usule uygun olarak tebliğ edilmediği ve bu nedenle tebliğ tarihinin de belli olmadığı anlaşıldığından, dava süresinin hesabında davacının dava konusu işlemden haberdar olduğunu belirttiği tarihin esas alınması gerekmekte olup, bu tarihten itibaren başlayan dava açma süresi içerisinde açılan davada süre aşımı bulunmadığından, davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönünde verilen temyize konu mahkeme kararında usul hükümlerine uyarlık görülmediği hakkında.
11. Daire 2009/1338 E. , 2010/3083 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONBİRİNCİ DAİRE Esas No: 2009/1338 Karar No: 2010/3083 Temyiz İsteminde Bulunan (Davacı) : … Vekilleri : … Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı 2- … İstemin Özeti : ... İdare Mahkemesince verilen … gün ve E:…, K:… sayılı kararın; davacı tarafından, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Düzce Valiliği tarafından savunma verilmemiş olup; Bayındırlık ve İskan Bakanlığınca ise temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Hak sahipliğinin iptaline ilişkin karar davacıya yazılı olarak tebliğ edilmediği gibi elden yapılan tebligatın da mevzuata uygun olarak yapılmadığı anlaşıldığından davacının dava konusu hak sahipliğinin iptaline ilişkin karardan haberdar olduğunu belirttiği tarihten itibaren başlayan dava açma süresi içerisinde açılan davanın süre aşımı nedeniyle reddi yönünde verilen Mahkeme kararın bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince 17.6.2009 tarih ve 27261 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5902 sayılı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 24. ve geçici 1. maddesinin (3) numaralı bendi uyarınca "Bayındırlık ve İskan Bakanlığı" hasım konumundan çıkarılarak "Başbakanlık Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı" husumetiyle temyiz istemi incelenerek işin gereği görüşüldü: Dava, 17.8.1999 ve 12.11.1999 tarihlerinde meydana gelen depremler nedeniyle ağır hasar gören konutundan dolayı hak sahibi kabul edilen davacının hak sahipliğinin iptali ile kalıcı konuttan tahliyesinin istenilmesine ilişkin işlemin iptali istemiyle açılmıştır. İdare Mahkemesince, davacının dava konusu işlemi elden teslim alarak öğrendiği, bu tarihten itibaren yasal dava açma süresi olan altmış gün içinde dava açmadığı gerekçesiyle davanın süre aşımı yönünden reddine karar verilmiştir. Anayasa'nın 125. maddesinde, idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin yazılı bildirim tarihinden başlayacağı belirtilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 7. maddesinde ise özel kanunlarında ayrı süre gösterilmeyen hallerde Danıştay ve idare mahkemelerinde dava açma süresinin altmış gün olduğu, 7269 sayılı Kanun'un 29. maddesi uyarınca hazırlanan Afet Sebebiyle Hak Sahibi Olanların Tespiti Hakkındaki Yönetmeliğin "Hak Sahibi Olmayanlara Tebligat" başlıklı 22. maddesinde de hak sahibi olmadıkları anlaşılanlara durumun ya...