İdari işlemin, sonrasında idari bir eyleme dönüşmesi durumunda, idarenin eyleminden doğan zararın tazmini istemiyle açılan davada, 2577 sayılı yasanın 13. maddesinde öngörülen sürenin esas alınması gerektiği, idari eylemlerden dolayı hakları ihlal edilmiş olanların, zararı öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl içinde haklarının yerine getirilmesi istemiyle idareye yapacakları başvuru sırasında, kişilerin zararın tazmini için bir bedel belirterek bu miktarın ödenmesini isteyebilecekleri gibi, haklarının yerine getirilmesi ve zararın telafi edilmesini sağlayabilecek nitelikte, tazminat talebi dışında farklı bir istemde de bulunabilecekleri hakkında.
10. Daire 2007/4437 E. , 2010/1839 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2007/4437 Karar No: 2010/1839 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalı) : … Vekili : … İstemin Özeti : … İdare Mahkemesi'nce; süre aşımı yönünden davanın reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Davacının, manevi kişiliğine yönelik bir saldırı niteliğindeki idari bir eylemden kaynaklanan manevi zararının, bir ölçüde de olsa telafi edilmesi amacıyla, olay hakkında soruşturma yapılması ve soruşturma sonucunun da ilan panosuna asılması yolundaki başvurusunun, 2577 sayılı Yasanın 13. maddesinde ifade edilen şekilde hakkın yerine getirilmesi kapsamında yapılan bir başvuru olduğunun hakkaniyet ilkesi gereğince kabulü gerekmektedir. Bu durumda, idare mahkemesince, davacının başvurusunun, 2577 sayılı Yasanın 13. maddesi kapsamında yapılan bir başvuru olarak kabul edilmeyerek, eylem tarihinden itibaren bir yıllık süre geçtikten sonra açılan davada süre aşımı bulunuğu gerekçesiyle davanın süre yönünden reddi yolunda verilen kararda hukuki isabet bulunmamaktadır. Açıklanan nedenle, temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : Temyiz konusu; hakkında yerel bir gazetenin 23.9.2005 tarihli nüshasında yer alan olumsuz bir haberin iki hafta süreyle kurumun resmi panosunda yer alması nedeniyle 24.8.2006 tarihinde idareye bu konuyla ilgili başvuruda bulunarak yapılacak idari soruşturma sonucunda sorumluların cezalandırılmasına yönelik talebine 60 gün içinde cevap verilmemesi üzerine yasal süresi içinde manevi tazminat talebiyle açılan davayı; söz konusu başvurunun, tazminat istemini içeren bir yazı olmaması nedeniyle, 2577 sayılı Yasanın 13.maddesi kapsamında belirtilen bir yıllık sürede tazminat istemli bir başvuru bulunmadığı gerekçesiyle davayı süre aşımından reddeden idare mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istemine ilişkindir. Manevi tazminat; patrimuanda meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak şekilde ancak, tam yargı davalarının niteliği gereği takdir edilecek miktarın aynı zamanda idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak bir oranda olması gerekmektedir. Olayda; idareye yapılan 24.8.2006 tarihli başvuru bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı hakkında bir yerel gazetede, doğruluğu şüpheli olumsuz bir haberin kurumun kilitli resmi panosunda iki hafta süreyle sergilenmesi ve kurum çalışanlarına duyurulmasının telafisinin istenmesi, davacının, manevi yönden kişilik haklarına hukuk dışı bir saldırının karşılığının istenmesi mahiyetinde bir başvuru olduğundan salt manevi yönde...