Bremner / Türkiye – 37428/06 - 13/10/2015 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar – 1997 yılının Haziran ayında başvuran, serbest Hristiyan literatürüne yönelik verdiği ilana dönüş yapan bir kişi ile birlikte düzenlendiği toplantılara ilişkin gizli kamera ile çekilmiş görüntülerin yayınlandığı televizyon programına konu olmuştur. Programın sunucusu, programın Türkiye’de “dindeki yabancı madrabazlar” tarafından gerçekleştirilen gizli kapaklı faaliyetlere ilişkin olduğunu dile getirmiştir. 1997 yılının Haziran ayında, Cumhuriyet savcısı tarafından, Allah ve İslam’ı aşağılamak suçundan dolayı başvuran hakkında soruşturma başlatılmıştır. 1998 yılının Nisan ayında Ceza Mahkemesi başvuranın hakkındaki suçlamalardan beraat etmesine hükmetmiştir. Bunun üzerine başvuran, uğradığı zararlar nedeniyle programın sunucusu ve yapımcısı hakkında dava açmıştır. Üst derece mahkemesi nezdinde...
Bremner / Türkiye – 37428/06 - 13/10/2015 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar – 1997 yılının Haziran ayında başvuran, serbest Hristiyan literatürüne yönelik verdiği ilana dönüş yapan bir kişi ile birlikte düzenlendiği toplantılara ilişkin gizli kamera ile çekilmiş görüntülerin yayınlandığı televizyon programına konu olmuştur. Programın sunucusu, programın Türkiye’de “dindeki yabancı madrabazlar” tarafından gerçekleştirilen gizli kapaklı faaliyetlere ilişkin olduğunu dile getirmiştir. 1997 yılının Haziran ayında, Cumhuriyet savcısı tarafından, Allah ve İslam’ı aşağılamak suçundan dolayı başvuran hakkında soruşturma başlatılmıştır. 1998 yılının Nisan ayında Ceza Mahkemesi başvuranın hakkındaki suçlamalardan beraat etmesine hükmetmiştir. Bunun üzerine başvuran, uğradığı zararlar nedeniyle programın sunucusu ve yapımcısı hakkında dava açmıştır. Üst derece mahkemesi nezdinde başvuranın talebi reddedilmiş ve rencide edici görüntülerin, halkı bilgilendirmeye yönelik yayın yapma faaliyetinin bir parçası olduğu dile getirilmiştir. Başvuran, daha sonra, ev sahibinin güvenlik gerekçesiyle kendisine zorla evi boşalttırdığını ve sonuç olarak yetkililer tarafından Bulgaristan’a gönderildiğini ileri sürmüştür. Hukuki Değerlendirme – Söz konusu program, açıkça kamu yararı teşkil eden ve bu nedenle basın özgürlüğünün daha üst seviyede korunmasını gerektiren dini yayma faaliyetlerine ilişkindi. Program, eleştirel bir tarza sahip olup; söz konusu yayında başvuranı tanımlamak için “dindeki madrabaz” gibi aşağılayıcı tabirler kullanılmıştır. Bu ifade, değer yargısı anlamına gelmekte olup; değer yargılarının doğruluğu ispatlanamaz niteliktedir. Buna ilaveten, basın özgürlüğü, belirli bir ölçüde abartı ve hatta tahrik edici ifadeler kullanımına müsaade etmektedir. Söz konusu program başvurana keyfi biçimde kişisel saldırı niteliğinde olmayıp; bir dini gruba karşılık nefret veya şiddete teşvik etmediği ve bu dini grubun kanaatlerini veya inançlarını karalamadığı için nefret söylemi teşkil etmemiştir.
Programın yayınlanması için kullanılan yönteme ilişkin olarak ise, gizli kamera kullanımı, kural olarak, sınırlı şekilde başvurulması gereken bir yöntem olduğu için özel hayata izinsiz müdahale teşkil eden ve zarar veren bir tekniktir. Bununla birlikte, gizli araştırma tekniklerinin kullanımı, belirli program türleri için gerekli görülebilir. Ancak, son çare olarak başvurulması gereken bu yöntemin, ahlaki ilkeler ışığında ve sınırlı şekilde kullanılması gerekliydi. İlgili haklar arasındaki dengeye ilişkin olarak ise, başvuran, bir gazetede verdiği ilan dışında, kamusal alan olarak nitelendirilebilecek kapsama dâhil olmamıştır. İlanına dönüş yapan bir kişi ve bu kişinin arkadaşlarıyla müzakerelerde bulunması, başvuranın kamu eleştirisine konu olabileceğinden şüphe etmesine yol açmamalıydı. Başvuran, haklı olarak, sadece Hıristiyanlık dinine ilgi duyan bir grup insanla buluştuğu kanaatindeydi. Söz konusu programda veya gazetecilerin başvuranın görü...