Abdullah Yaşa ve Diğerleri/Türkiye – 44827/08 - 16.7.2013 tarihli Karar [II. Daire] Olaylar ve Olgular – Söz konusu zamanda on üç yaşında olan başvuranın bir gösteri sırasında güvenlik polisinin direk kalabalığa attığını iddia ettiği göz yaşartıcı bomba yüzüne çarpmıştır. Cumhuriyet savcısı, kullanılan gücün orantılı olup olmadığını incelemeden işlem başlatmama kararı almıştır. Bunun nedeni, güvenlik polisinin asayişi sağlamak ve kendilerini saldırgan bir gruba karşı savunmak amacıyla hareket etmişlerdir. Hukuksal Değerlendirme – 3. Madde (esası bakımından): Başvuran, bir polis memurunun attığı göz yaşartıcı bombayla burnundan yaralanmıştır ve yaraları şüphesiz olarak ciddiyet teşkil etmektedir. Başvurana yapılan tedavi, 3. maddenin gerektirdiği ciddiyet sınırına erişmiştir. Video görüntülerinden ve dosyadaki kanıtlardan açıkça anlaşılmaktadır ki, söz konusu gösteri barışçıl...
Abdullah Yaşa ve Diğerleri/Türkiye – 44827/08 - 16.7.2013 tarihli Karar [II. Daire] Olaylar ve Olgular – Söz konusu zamanda on üç yaşında olan başvuranın bir gösteri sırasında güvenlik polisinin direk kalabalığa attığını iddia ettiği göz yaşartıcı bomba yüzüne çarpmıştır. Cumhuriyet savcısı, kullanılan gücün orantılı olup olmadığını incelemeden işlem başlatmama kararı almıştır. Bunun nedeni, güvenlik polisinin asayişi sağlamak ve kendilerini saldırgan bir gruba karşı savunmak amacıyla hareket etmişlerdir. Hukuksal Değerlendirme – 3. Madde (esası bakımından): Başvuran, bir polis memurunun attığı göz yaşartıcı bombayla burnundan yaralanmıştır ve yaraları şüphesiz olarak ciddiyet teşkil etmektedir. Başvurana yapılan tedavi, 3. maddenin gerektirdiği ciddiyet sınırına erişmiştir. Video görüntülerinden ve dosyadaki kanıtlardan açıkça anlaşılmaktadır ki, söz konusu gösteri barışçıl değildir. Buna göre, Sözleşme’nin 3 maddesi uyarınca, kalabalığı dağıtmak gibi amaçlarla göz yaşartıcı gaz kullanımına ilişkin olarak herhangi bir mesele gündeme gelmemiştir. Fakat mevcut davada söz konusu mesele sadece gaz kullanımının gerçekleşmiş olması değil, göz yaşartıcı bombanın direk olarak göstericilere atılmış olmasıdır. Göz yaşartıcı bombanın, mevcut davada olduğu gibi, fırlatıcı kullanılarak atılması ciddi yaralanma ve hatta fırlatıcının uygun kullanılmadığı yerlerde birini öldürme riski taşımaktadır. Sonuç olarak, kullanılan ekipmanın mahiyetinin tehlikeli olduğu düşünüldüğünde, Mahkeme ölümcül tehlike arz eden gücün kullanılmasına ilişkin içtihatlarının mevcut davada kıyas yolu ile uygulanması gerektiği görüşündedir. Ulusak hukuk uyarınca yetkili olmanın yanında, göz yaşartıcı bomba kullanımı gibi polis operasyonlarının, keyfiyete, güç istismarına ve önlenebilir kazalara karşı alınan yeterli ve etkin önlemler çerçevesinde yeterli şekilde düzenlenmesi gerekmektedir. Cumhuriyet savcısı, işlem başlatmama kararında, sadece, başvuranın aktif olarak yer aldığı gösteri sırasında yaralandığını gözlemlemiştir. Polis memurlarının göstericileri dağıtmak için gaz bombası kullandığını belirtmiş, fakat göz yaşartıcı bombanın atılış şeklini incelememiştir. Bu yaklaşım, başvuranın bombanın doğrudan burnuna çarptığı iddiası ışığında yetersizdir, özellikle çünkü gösterinin gerçekleştiği bulvardan geçen birçok vatandaş zarar görebilirdi. Bu bağlamda, video görüntülerinden anlaşılmaktadır ki, başvuranın iddia ettiği gibi, göz yaşartıcı bomba yukarı açıda fırlatılmak yerine doğrudan ve düz bir çizgide fırlatılmıştır. Hükümet, başvuranın iddialarını çürütemediğinden dolayı Mahkeme, göz yaşartıcı bombanın doğrudan ve düz bir çizgide fırlatıldığını kabul etmiştir. Bu durum, polis için uygunsuz bir davranış olarak görülmektedir; çünkü göz yaşartıcı bombanın bu şekilde atılması ciddi veya hatta ölümcül yaralanmaya neden olabilir. Biri vurulduğu takdirde yaralanmadan veya ölümden kaçınmak için göz yaşartıcı bombayı yukarı açıda fırlatmanın genellikle uygun oldu...