İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/40 Esas ve 2019/1 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkiline hesap kat ihtarı tebliğ ettirdiğini, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinin borçlusu olmadığını, sözleşmeyi şirketi temsilen imzaladığını, aynı zamanda şahsi olarak da müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketi de diğer borçlulara devrettiğini bu nedenle davalı bankaya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı bankanın hisse devrinden sonra şirketin yeni ortakları ile yeni bir genel kredi...
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2019/2767 KARAR NO : 2023/841
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/09/2019 NUMARASI : 2019/40 Esas 2019/1 Karar DAVA : MENFİ TESPİT KARAR TARİHİ : 04/05/2023 KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2023
İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/40 Esas ve 2019/1 Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''... Davacı vekili, dava dilekçesinde; davalı bankanın müvekkiline hesap kat ihtarı tebliğ ettirdiğini, müvekkilinin genel kredi sözleşmesinin borçlusu olmadığını, sözleşmeyi şirketi temsilen imzaladığını, aynı zamanda şahsi olarak da müteselsil kefil olduğunu, borçlu şirketi de diğer borçlulara devrettiğini bu nedenle davalı bankaya karşı herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, davalı bankanın hisse devrinden sonra şirketin yeni ortakları ile yeni bir genel kredi sözleşmesi yaptığını, alacaklarını bu yeni sözleşmeye dayandırdığını anlaşıldığını, kötü niyetli olarak eski tarihli genel kredi sözleşmesine dayanarak hukuki bir kurnazlıkla müvekkilini sorumlu tuttuğunu, şirket ortaklığının sona ermesi ile birlikte kefalet sözleşmesinin TBK'nın 584(3) maddesine aykırı hale geldiğini, davalı bankanın eyleminin TMK'nın 2. Maddesi uyarınca açıkça hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davanın konusunun bir miktar tahsili olmayıp müvekkilinin borçlu olmadığının tespitinin talep edilmesi nedeniyle arabuluculuğa başvurunun zorunlu bulunmadığını bildirmiş, kat ihtarı ile talep edilen alacaktan müvekkilinin borçlu olmadığının tespitine, başlatılacak icra takibinin ihtiyati tedbir kararı ile durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE :Dava, davalı bankanın kat ihtarı ile talep ettiği, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle davacının davalı bankaya borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. Davanın konusu davalı bankanın davaya konu ve davalıyı sorumlu tuttuğu genel kredi sözleşmesine bağlı olarak hesap kat ihtarnamesi ile talep ettiği 60.516,94-TL asıl alacak, 1.294,41-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 61.811,35-TL alacak olup dava konusu bir miktar para alacağıdır. 6235 sayılı hukuk uyuşmazlıklarında Arabuluculuk kanununun üçüncü maddesinin birinci fıkrasında davacının arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağı aslını veya onaylanmış örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, eklenmemesi halinde verilecek bir haftalık kesin süre içerisinde sunulması gerektiği, aksi taktirde dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin ve arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi b...