Yargıtay1. Hukuk Dairesi

E. 2021/4060 K. 2022/1714

E. 2021/4060K. 2022/17142 Mart 2022
zilyetlikbilirkişi raporuimar planıbozma kararıtapusuz taşınmazkazandırıcı zamanaşımı zilyetliğimülkiyet hakkıolağanüstü zamanaşımıharici bırakılan taşınmazeksik incelemekamu hizmeti
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği tahminen 300,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazı davacının 1975 yılında ... ve... isimli kişilerden satın aldığını, kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın tapulama harici bırakıldığını, davacının bir süre bu taşınmazı imar ve ihya ederek evinin bahçesi olarak kullandığını, 37 senedir dava konusu arsa durumundaki bu taşınmazı nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla tasarruf ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuş, davalı ......

Karar Metni

1. Hukuk Dairesi 2021/4060 E. , 2022/1714 K.

"İçtihat Metni"MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ DAVA TÜRÜ : TAPUSUZ TAŞINMAZ TESCİLİ

Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine ilişkin verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı, hudutlarını dava dilekçesinde belirttiği tahminen 300,00 metrekare yüzölçümlü taşınmazı davacının 1975 yılında ... ve... isimli kişilerden satın aldığını, kadastro çalışmalarında dava konusu taşınmazın tapulama harici bırakıldığını, davacının bir süre bu taşınmazı imar ve ihya ederek evinin bahçesi olarak kullandığını, 37 senedir dava konusu arsa durumundaki bu taşınmazı nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla tasarruf ettiğini ileri sürerek, dava konusu taşınmazın davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar davanın reddini savunmuş, davalı ... vekili dava konusu taşınmazın tescil edilecekse ya Köy adına ya da belediye adına tescil edilmesi gerektiğini belirtmiştir. III. MAHKEME KARARI Adıyaman 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14/04/2015 tarihli ve 2013/249 E., 2015/108 K. sayılı kararıyla; kadastro paftasında yol/yol boşluğu olarak belirtilen dava konusu taşınmazın, imar ihya sebebi ile iktisap edilemeyeceği yönünde kanaat oluştuğu, fen ve harita mühendislerinin teknik raporu karşısında soyut tanık ve mahalli bilirkişi anlatımlarına itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın reddine dair karar verilmiştir. IV. TEMYİZ 1. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Bozma Kararı Yargıtay 16. Hukuk Dairesinin 19/06/2017 tarihli ve 2015/9999 E., 2017/4753 K. sayılı kararıyla; ...dava konusu taşınmazın 1979 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu belirtilerek tescil harici bırakıldığı, kadastro paftasında ise yol olarak gösterildiği, davacının satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak tescil isteğinde bulunduğu, zamanaşımı zilyetliği yolu ile iktisap 3402 sayılı Yasa'nın 14. maddesinde düzenlenmiş olup, özel mülkiyete konu olabilecek taşınmazların zilyetlikle kazanılabileceğinin belirtildiği, terk edilmiş dere yatakları, kayalık, taşlık yol ve yol boşluğu gibi taşınmazlar ancak imar-ihya yolu ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca iktisap edilebilirken, ham toprak, hali arazi, köy boşluğu gibi yerlerin aynı Yasa'nın 14. maddesi gereğince iktisap edilebileceği ,şu halde; mahkemenin dava konusu yerin yol ya da yol boşluğu olması nedeniyle imar-ihya suretiyle kazanılamayacağı yönündeki değerlendirmesi isabetli olmadığı gibi davacı lehine zilyetlikle taşınmaz edinme koşullarının oluşup oluşmadığı yönünden yapılan araştırmanın da yeterli bulunmadığı, mahalli bilirkişi ve ...