Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.12.2018 tarih ve 2017/430 E- 2018/469 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.10.2020 tarih ve 2019/478 E- 2020/904 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin İngilterede kurulan ilk GSM operatörü olduğunu, 32 ülkede faaliyette bulunduğunu, "CEP" ibareli çok sayıda tanınmış markasının olduğunu, davalı gerçek kişinin ise...
11. Hukuk Dairesi 2021/294 E. , 2022/5073 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 17.12.2018 tarih ve 2017/430 E- 2018/469 K. sayılı kararın davalılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf istemlerinin kabulüne dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 22.10.2020 tarih ve 2019/478 E- 2020/904 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili şirketin İngilterede kurulan ilk GSM operatörü olduğunu, 32 ülkede faaliyette bulunduğunu, "CEP" ibareli çok sayıda tanınmış markasının olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 2016/45513 sayılı "CEP HOSPITAL EXPRESS SERVICE+şekil" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, müvekkilince bu başvuruya yapılan itirazın önce Markalar Dairesi Başkanlığınca sonrasında ise YİDK tarafından reddedildiğini, alınan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusu başvuru ile müvekkili markaları arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, tescili halinde dava konusu başvurunun, tüketicilerce müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını, yine müvekkili markalarının tanınmışlığına zarar vereceğini, bu yönde emsal yargı kararlarının bulunduğunu, davalının kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, 2017-M-7369 sayılı YİDK kararının iptaline, tescili halinde davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. kalan alacağını ancak o zaman haciz veya iflas yolu ile tahsil edebilme imkanına sahip olacağını, takibin hukuka aykırı olduğunu, davaya konu asıl borçlu şirketin 2016 yılında TMSF tarafından kayyuma devredildiğini, davalının şirketteki işine ve yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, her türlü yetkisinin elinden alındığını, şirketin yönetiminin ve denetiminin kayyumların tekelinde olması ve kayyumların şirket yöneticisi olarak işlerini gerekli özeni göstererek yapmamaları sebebiyle doğan borçtan davalının sorumluluğu ve söz konusu takiplerin tarafı olmasının düşünülemeyeceğini, takibe konu borca ilişkin faizleri hiçbir şekilde kabul etmediklerini savunarak davanın reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı kurum vekili, kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Davalı ... vekili, cep kelimesinin tanımlayıcı olduğunu, müvekkili başvurusu ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin bulunmadığını, müvekkili markasının teknik servis hizmeti için kullanıldığını, davacı ile...