Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin de hissedarı bulunduğu dava dışı ... İnş.Ltd Şti'ne, dosya alacağını temlik eden ... tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında ticari kredi kullandırıldığını, müvekkillerinin sözleşmelerde her ne kadar bankaca müşterek ve müteselsil borçlu olarak gösterilmişseler de esas itibariyle kendilerinin iradesinin bu yöne ilişkin olmadığını, kefalete ilişkin olduğunu, sözleşmelerde bankanın müvekkillerinin imzasını alması ve bu imzanın bulunduğu yerde müşterek ve müteselsil borçlu yazmasının taraflar arasında kurulan hukuki ilişkinin...
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2024/875 Esas 2025/936 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : 2024/875 KARAR NO : 2025/936
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 04/04/2024 NUMARASI : 2023/741 Esas 2024/278 Karar
DAVA : Menfi Tespit DAVA TARİHİ : 27/10/2016 KARAR TARİHİ : 17/09/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/10/2025
Taraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkillerinin de hissedarı bulunduğu dava dışı ... İnş.Ltd Şti'ne, dosya alacağını temlik eden ... tarafından genel kredi sözleşmeleri kapsamında ticari kredi kullandırıldığını, müvekkillerinin sözleşmelerde her ne kadar bankaca müşterek ve müteselsil borçlu olarak gösterilmişseler de esas itibariyle kendilerinin iradesinin bu yöne ilişkin olmadığını, kefalete ilişkin olduğunu, sözleşmelerde bankanın müvekkillerinin imzasını alması ve bu imzanın bulunduğu yerde müşterek ve müteselsil borçlu yazmasının taraflar arasında kurulan hukuki ilişkinin müteselsil borç ilişkisi bulunduğu sonucunu doğurmadığını, zira müvekkillerinin şirket hissedarı olmalarından mütevellit kişisel teminat vermek maksadıyla sözleşmeye imza attıklarının anlaşıldığını, kefaletin geçersiz olduğunu, yargılama aşamasında müvekkillerinin imzalarının hukuki durumu müteselsil sorumluluk olarak kabul edilse dahi yine de borçtan sorumluluklarının olmadığının kabulü gerektiğini, müvekkillerinin Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nin 14 Aralık 2007 tarih ve 6958 sayılı nüshasında yayımlandığı üzere hisselerini devrettiklerini, bankaca bu kez 05/11/2008 tarihinde 50.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi tahsil edildiğini ve bu kredi sözleşmelerine her iki müvekkilinin de imzasının alınmadığını, bu sözleşmede müvekkillerinin imzasının alınmamasının, bankanın ilk sözleşmelerdeki müteselsil borçluluğa yönelik yaklaşımının esas itibariyle kefalete ilişkin olduğu sonucunu ortaya çıkardığını, ilk üç kredinin imzalanmasının akabinde ve müvekkillerinin ayrıldığı dönemde bankaya karşı dava dışı şirket tarafından ödemeler yapıldığını ve bankayla olan hesabın cari birkaç kere sıfırlandığını, borcun sona erdirildiği bir dönemden sonra yeni kredi sözleşmesi tahsisinin ve bu kredi sözleşmesine istinaden nakdi ve gayri nakdi kredi kullandırılmasının müvekkillerinin sorumluluğunu ortadan kaldırdığını, davalı tarafın keşide ettiği ve son iradesini yansıtan Ankara 15. Noterliğinin 04/11/2010 tarihli ve 22483 yevmiye numaralı ihtarnamesinde özellikle müvekkillerinden ... bakımından asaleten veya kefaleten kullanılmış kredi şeklinde beyanda bulunulmuş olmasının haklılıklarını ortaya koyduğunu, yapılan anlaşmalar sonucunda banka...