Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı adına yaptığı dairelerin bedelinin ödenmediğini, davacının inşaatın büyük çoğunluğunu bitirmiş olması nedeniyle de 2014 yılı itibariyle inşaat tamamen bitirilerek daire sahiplerinin konutlarında ikametgah etmeye başladıklarını, davalının temerrüde düşmesi sonrasında açılan dava ile davacının davalıdan olan alacağının belirlendiğini, dava sonucunda anlaşma ve sulh protokolü imzalandığını, davacı tarafından imzalanan anlaşmada ve sulh...
T.C. BURSA BAM 7. HUKUK DAİRESİ T.C. BURSA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A 7. HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO : ... KARAR NO : ...
BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ...
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BALIKESİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO :... KARAR NO : --- KARAR TARİHİ : 16/07/2024 İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ : 03/08/2024 DAVACI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVALI : ... - ... VEKİLİ : Av. ... ... DAVANIN KONUSU : Alacak B.A.M. KARAR TARİHİ : 24/10/2024 KARAR YAZIM TARİHİ : 01/11/2024 Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemece davacının ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde, davacının davalı adına yaptığı dairelerin bedelinin ödenmediğini, davacının inşaatın büyük çoğunluğunu bitirmiş olması nedeniyle de 2014 yılı itibariyle inşaat tamamen bitirilerek daire sahiplerinin konutlarında ikametgah etmeye başladıklarını, davalının temerrüde düşmesi sonrasında açılan dava ile davacının davalıdan olan alacağının belirlendiğini, dava sonucunda anlaşma ve sulh protokolü imzalandığını, davacı tarafından imzalanan anlaşmada ve sulh protokolünde munzam zarar veya faiz ile karşılanamayan zarara ilişkin dava ve talep haklarının saklı olduğunun belirtildiğini, davacının zararının ödenen faiz ile karşılanmayan bir kısmının olduğunun ortada olduğunu, munzam zararın istenilmesine rağmen davalıyla anlaşma yapılamadığını, arabuluculuk görüşmesinin anlaşamama ile sonuçlandığını, davacının zararının ödenen faiz ile karşılanmayan bir kısmının olduğunu, davalının kusurlu davranışları neticesinde davacının zarara uğradığını, uğranılan munzam zararın faiz ile karşılanamamış olmasında da davalının kusurlu davranışlarının etken olduğunu, davacının zararının faiz ile karşılanamadığını, sulh ve protokol ile belirlenen zararın ve faizin davacının munzam zararının karşılamadığını, yargılama esnasında sunulacak deliller ve raporlar ile hak ediş tarihindeki inşaat maliyetleri ve konut fiyatları ile anlaşma ve sulh protokolünün yapıldığı tarihteki inşaat maliyetleri ve konut fiyatlarının karşılaştırmasının yapılacağını, farkın yaşanmasına ülke genelinde yaşanılan enflasyon, aradan geçen yıllar ve buna bağlı olarak ekonomideki değişimlerin sebebiyet verdiğini, ekonomideki bu değişimlerin hayatın içinde var olan gerçekler olduğundan yargılamaya dahil edilerek davacının zararının belirlenmesi gerektiğini belirterek HMKnun 107.maddesi uyarınca fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak üzere 500.000,00.-TL alacaklarının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari faiz ile davalı kooperatiften tahsiline, 501 ada 18 parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan bağımsız bölümlerin h...