T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2020/824 Esas 2023/1878 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2020/824 KARAR NO : 2023/1878 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2019 NUMARASI : 1992/565 Esas 2019/893 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/05/1993 KARAR TARİHİ : 27/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/01/2024 Taraflar arasındaki tazminat ve menfi tespit istemine ilişkin asıl dava ile alacak istemine ilişkin birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada menfi tespit talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 Esas sayılı dosyasında...
T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi 2020/824 Esas 2023/1878 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2020/824 KARAR NO : 2023/1878
TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR
İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/12/2019 NUMARASI : 1992/565 Esas 2019/893 Karar DAVACI : VEKİLLERİ : DAVALI : DAVA : Alacak DAVA TARİHİ : 27/05/1993 KARAR TARİHİ : 27/12/2023 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 18/01/2024
Taraflar arasındaki tazminat ve menfi tespit istemine ilişkin asıl dava ile alacak istemine ilişkin birleşen davaların yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle asıl davada menfi tespit talebinin reddine, tazminat talebinin kısmen kabulüne, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/36 Esas sayılı dosyasında davanın kısmen kabulüne, birleşen Suluova Asliye Hukuk Mahkemesinin 1993/196 Esas sayılı dosyasında davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 40 yıllık tedvir (vekalet) ilişkisi bulunduğunu, her yıl yapılan genel kurulların ardından davalının geliştirdiği ve yerleştirdiği usul dairesinde bir karar alındığını, davalıya "Bizi tedvir et" talebinde bulunulduğunu, bunun üzerine davalının bu talebi kabul ederek müvekkilini tedvir ettiğini, bu yetkinin kullanılmasının karşılıksız olmadığını, davalının belli bir ücret karşılığında bu işi ifa ettiğini, 1991 yılına kadar söz konusu tedvir kararı uyarınca davalı tarafından müvekkilinin tedviren idare edildiğini, bu yetkinin şirketin üretim politikası, yatırımları, personelle ilişkiler ve çiftçilerle münasebetler gibi makro düzeyden şirkette çalışan personelin hangi tarihlerde izne ayrılacağı, küçük meblağlı demirbaşların satın alınması gibi mikro düzeyde her türlü kararın alınması ve uygulanması şeklinde geniş çaplı olarak uygulanageldiğini, müvekkilinin davalının vesayeti altındaki kişi muamelesi gördüğünü, 7 kişiden oluşan müvekkili şirket yönetim kurulunun 5 üyesinin davalının mensup ve temsilcilerinin muhalefetine rağmen tedvir yetkisinin kaldırılmasına karar verdiğini, kararın 28/12/1991 tarihinde kesinleştiğini, tedvir yetkisinin önce fiilen, sonra resmen kaldırılması üzerine davalı ile müvekkili arasındaki uyuşmazlığın ortaya çıktığını, davalının çeşitli yazılarında ileri sürdüğü müvekkilinin 31/12/1991 tarihi itibarıyla 225.068.291.167 TL borcu bulunduğu yolundaki iddiayı kabul etmediklerini, müvekkilinin böyle bir borcu bulunmadığını, alacak iddiasının dayanağı olarak davalının merkezinde tutulan cari hesap gösterildiğini, müvekkilinin bu cari hesap ve cari hesabın içeriği hakkında herhangi bir bilgisi ve mutabakatı bulunmadığını, müvekkilinin muhasebe kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belgeye rastlanmadığını, müvekkilinin kayıtlarının davalının iddialarını doğrulamadığını, davalının müvekkilinden alacaklı olduğu iddi...