Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zorunlu Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı olmayan ... plakalı traktörün 12/06/2005 tarihinde, sürücü ... idaresindeyken, müvekkilinin idaresindeki plakasız motosiklete çarpması ile yaralandığını, şimdilik 2.000 TL sürekli sakatlık tazminatının (davalı kurum azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava tarihi itibariyle gerçek zararı bilmeyen müvekkili için zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, kaza tarihi olan 12/06/2005 tarihi ile dava tarihi olan 28/01/2015 tarihi dikkate alındığında...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 40. HUKUK DAİRESİ TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI DOSYA NO: 2023/1858 KARAR NO: 2024/32 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ: 31/05/2023 NUMARASI: 2021/602 Esas- 2023/327 Karar DAVANIN KONUSU: Maddi tazminat KARAR TARİHİ: 16/01/2024 Yukarıda yazılı İlk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Zorunlu Trafik Sigorta poliçesi ile sigortalı olmayan ... plakalı traktörün 12/06/2005 tarihinde, sürücü ... idaresindeyken, müvekkilinin idaresindeki plakasız motosiklete çarpması ile yaralandığını, şimdilik 2.000 TL sürekli sakatlık tazminatının (davalı kurum azami poliçe limiti ile sorumlu olmak kaydıyla) olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince; davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir. Davacı vekili, dava tarihi itibariyle gerçek zararı bilmeyen müvekkili için zamanaşımı süresinin 10 yıl olduğunu, kaza tarihi olan 12/06/2005 tarihi ile dava tarihi olan 28/01/2015 tarihi dikkate alındığında zamanaşımı süresinin dolmadığını, dosyanın tamamı incelendiğinde müvekkili davacının gerçek maluliyetinin 20/09/2016 tarihinde Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından hazırlanan, mahkemece aldırılan raporda tespit edilmiş olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu tarafından zararın öğrenilmesi olgusunun Adli Tıp Kurumu raporu ile değil, maddi tazminat miktarının belirlenmesine ilişkin aktüer bilirkişi raporunun tebliğ edilmesi ile gerçekleşeceğinin belirtildiğini, her iki durumda da davada zamanaşımı sürelerinin henüz dolmamış olduğunu belirterek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. HMK'nin 355. maddesi kapsamında istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda: Davaya konu trafik kazası 12/06/2005 tarihinde gerçekleştiği, davacının yaralanması nedeniyle ceza dava zamanaşımı süresi 5237 Sayılı TCK'nın 89 ve 66 maddelerine göre 8 yıldır. İşbu dava ise 28/01/2015 tarihinde, bir başka deyişle 8 yıllık ceza dava zamanaşımı dolduktan sonra açılmıştır. Davalı vekili yasal cevap süresi içerisinde zamanaşımı itirazında bulunmuştur. Davacı vekili zaman aşımı nedeniyle reddedilen karara ilişin istinaf itirazında bulunmuş ise de; 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi, failin fiilen zararın öğrenilmesi vs. durumun bulunduğu hallerde uygulanabilen süredir. Gelişen durumun varlığı halinde açılacak tazminat davalarının bu 10 yıllık tavan zamanaşımı içinde açılması gerekmektedir. Ancak gelişen durumun varlığının bulunmadığı hallerde uygulanacak zamanaşımı süresi ise, 10 yıllık tavan zamanaşımı süresi değil, 8 yıllık ceza dava zamanaşımı süresidir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ile Dairemizin yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere ortaya çıkan zarar, kendi özel yapısı içerisinde, sonra...