Temyiz süresi, ilam örneklerinin başkatipçe taraflardan her birine verildiği günden başlayıp; bu sürenin, tebliğ ettiren aleyhinde, diğer tarafa tebliğ tarihinden itibaren yürümesi gerekir.
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu E.1928/8 K.1929/4 T.27.2.1929 TEMYİZ SÜRESİNİN BAŞLANGICI TEMYİZ SÜRESİ, İLAM ÖRNEKLERİNİN BAŞKATİPÇE TARAFLARDAN HER BİRİNE VERİLDİĞİ GÜNDEN BAŞLAYIP; BU SÜRENİN, TEBLİĞ ETTİREN ALEYHİNDE, DİĞER TARAFA TEBLİĞ TARİHİNDEN İTİBAREN YÜRÜMESİ GEREKİR. Müddetin başlaması tebliğe mütevakkıf olan ahvalde tebliği icra ettiren taraf aleyhine de müddetin tebliği mezkûr tarihinden itibaren başlayacağı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 165 nci maddesi metni sarihi iktizasından olup Temyiz Birinci Hukuk Dairesince de bu yolda karar verilmekte iken bu defa Temyiz Ticaret Dairesince her iki tarafa tebliğ şart olduğundan tebellüğ etmeyen mübellağ hakkında müddet cereyan etmiyeceğinden Birinci Hukuk Dairesinin noktai nazarına muhalif olarak karar verilmek suretiyle ihtilâf hâsıl olduğundan Temyiz Mahkemesi Teşkilâtına dair 1221 numaralı kanunun sekizinci maddesi hükmünün icrası Avukat İsmail Hakkı Bey tarafından talep ve istida olunmakla ihtilâfı içtihadı mutazammın ilâmat suretleri celp ve telhis ve nüshaları teksir edilerek Heyeti Umumiyeye tevzi ve yevmi muayyen olarak 1929 senesi şubatının 27 nci çarşamba günü tayin kılınmıştı. Yevmi mezkûrda Birinci Reis İhsan Beyefendinin tahtı riyasetlerinde içtima eden Heyeti Umumiyeye kırk zatın iştirak ettiği anlaşıldıktan ve nisabı müzakere tahakkuk ettikten ve mevzuu müzakere olan ihtilâfı içtihadı muhtevi ilâmat suretleri kıraat edildikten sonra Birinci Hukuk Dairesinin noktai nazarını müdafaa etmek üzere söz alan Vehbi Efendi, Hukuk Usülü Muhakemeleri Kanununun 165 nci maddesindeki; "meğerki hilâfına sarahat buluna" tabirine göre bu madde hilâfına bir madde aramak icap ettiği takdirde 393 ncü maddeyi ele alacağız. 393 ncü maddede (Müddetler ilâmın iki taraftan her birine verildiği tarihten başlar) denilmesine göre ilâm verildiği yani tebliğ edildiği surette müddet cereyan edecektir. Ya verilmezse... Nitekim mahkemeden kısmen müddei ve kısmen de müddeialeyhin aleyhine bir hüküm verilir. Bunlardan biri müracaatla harcını vererek diğer tarafa tebliğ ettirirse mübellağıaleyh için müddet cereyan edecektir. Mübellağ tebellüğ etmemiştir ve kendisine tebliğat yapılmamıştır, diye aradan uzun müddetler geçtikten sonra temyiz ederse kabul edeceğiz demektirki ayni ilâm iki defa temyize sevk edilmiş olacaktır. İşte vazııkanun bunu düşünmüş ve 165 nci maddeyi vaz etmiştir. Ve salifüzzikr 393 ncü maddeyi 165 nci maddenin hilâfına sarahat olarak kabul edemeyiz. Binaenaleyh Birinci Hukuk Dairesinin içtihadı doğrudur. Ticaret Dairesinin noktai nazarını müdafaa etmek üzere söz alan Halil İbrahim Beyefendi: Birinci Hukuk Dairesinin istinat ettiği 165 nci madde, müddet faslındadır. Bizim istinat ettiğimiz 393 ncü madde ise hükümler faslındadır. Hadisemizde, mahkemeden verilmiş bir hükmün her halde tebliği lâzım geleceğine göre 393 ncü madde sarih ve kat'idir. Her iki tarafa verildiği gün tebliğ addedilir. Tebliğ edilmedikçe müddet cereyan etmez. 165 nci maddeye tevfikan hareket etmek lâzım gel...