Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/04/2016 tarihinde müvekkile ait ... plakalı araç ile davalı sigortalı şirketi tarafından sigortalanmış ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen hasar bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağını ancak 04/06/2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebiliğini, tahsil edilen faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak müvekkil yararına munzam zararı doğduğunu ileri sürerek, belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R ESAS NO: 2023/1195 KARAR NO: 2024/355 İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARAR TARİHİ: 23/02/2023 NUMARASI: 2022/752 Esas - 2023/195 Karar DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 13/03/2024 Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 19/04/2016 tarihinde müvekkile ait ... plakalı araç ile davalı sigortalı şirketi tarafından sigortalanmış ... plakalı araç arasında maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvuruya rağmen hasar bedelinin ödenmediğini, müvekkilinin alacağını ancak 04/06/2021 tarihinde icra kanalı ile tahsil edebiliğini, tahsil edilen faizin müvekkilinin zararını karşılamadığını, ülkedeki enflasyon ve alım gücünün düşmesi durumu göz önüne alınarak müvekkil yararına munzam zararı doğduğunu ileri sürerek, belirsiz olan munzam zararının şimdilik 500,00 TL'sinin davalıdan avans faizi ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, müvekkilinin tahkim yargılaması sonucu ödeme yaptığını, başka bir yükümlülüğünün bulunmadığını, munzam zararın somut olarak ispatlanması gerektiğini savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davaya dayanak olarak gösterilen TBK madde 122. gereğince davalı yandan talep ettikleri alacak bakımından Asliye Hukuk Mahkemesi görevli olmasına rağmen, Mahkeme tarafından görevli olup olmadığının herhangi bir değerlendirmesi yapılmaksızın görevli olmadığı halde esasa girerek inceleme yapıldığını ve davanın esastan reddettiğini, oysa ki işbu davanın konusu; trafik kazalarına ilişkin poliçe kapsamında değil sigorta şirketinin KTK 99 gereği 8 iş günü içerisinde kanunen ödemekle yükümlü olduğu tazminatı ödemeyerek temerrüde uğramasından kaynaklı asıl alacağın ferisi değil, temerrüdden kaynaklı ayrı bir tazminat alacağı olduğunu, Mahkeme görev konusunu resen değerlendirmesi gerekirken bu konuyu değerlendirmeden sanki poliçeden kaynaklı bir alacakmış gibi değerlendirip işin esasına girerek karar verdiğini, Yerel Mahkeme kararının usulü bu hatadan dolayı bozulması gerektiğini, Yerel Mahkeme tarafından davalı yanın kusurlu olup olmadığı hususu incelemeksizin karar verilmesi adil yargılama hakkına aykırı düştüğünü, munzam zarara faizi aşan bir talep olduğunu ve enflasyon ve buna bağlı olarak döviz kurları, mevduat faizleri, devlet tahvilleri ve diğer yatırım araçlarının faiz oranları ile birlikte getirilerinin temerrüt faizden fazla olması halinde munzam zararın varlığının karine olarak kabul edilmesi ge...