Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ipotekle temin edilen borcun ödenmesine rağmen taşınmazın icraen satışı nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı kabul etmemekle birlikte; davacı vekilince her ne kadar manevi tazminat ve istirdat davası birlikte açılmışsa da her iki davanın yargılama usulleri ve hatta istinaf daireleri bile farklı olduğundan öncelikle dosyanın tefrik edilmesi gerektiğini, istirdat davasının, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılabileceğini, davacının borçlu...
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 25. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/1471 Esas KARAR NO : 2024/1119 KARAR TARİHİ : 08/05/2024
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 23/12/2020 NUMARASI : 2017/445 Esas, 2020/682 Karar
DAVACI : VEKİLİ : DAVALI DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi Tazminat
Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. Dava, ipotekle temin edilen borcun ödenmesine rağmen taşınmazın icraen satışı nedeni ile uğranıldığı ileri sürülen maddi ve manevi zararın tahsili istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davayı kabul etmemekle birlikte; davacı vekilince her ne kadar manevi tazminat ve istirdat davası birlikte açılmışsa da her iki davanın yargılama usulleri ve hatta istinaf daireleri bile farklı olduğundan öncelikle dosyanın tefrik edilmesi gerektiğini, istirdat davasının, borç olmayan paranın tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılabileceğini, davacının borçlu olmadığını iddia ettiği parayı 21.05.2013 tarihinde taşınmazın satışı ile ödediğinden 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, istirdat davasının belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davacının müvekkili bankaya, oğlu ve yeğenine kefil olduğundan borçlu olduğunu ve 2008 yılında ödediği paranın makbuzlarında kendi, oğlu ve yeğeninin borçlarına karşılık alınan paraların ayrı ayrı belirtilerek tahsil edildiğini, yapılan tüm işlemleri ilgili yasalar çerçevesinde, usulüne uygun olarak yapıldığını, bilirkişi raporunun dosyada bulunan önceki tüm beyan ve itirazları dikkate alınmadan hazırlandığını, eksik ve yanlış hesaplama yapıldığını, ihalesi gerçekleştirilen ipoteğin paraya çevrilmesi takibinde gerçekte borçlu olmayan birinin her zaman icra mahkemesine tedbir istemi ile şikâyete gidererek takibin iptalini isteyebileceğini, bu imkânı kullanmayan davacının gördüğü zarar için tazminat istemesinin uygun olmadığını, davacı hatalı ödeme yaptıysa bile itiraz edilmesi gerektiğini bildiğini, ancak 04.02.2008 tarihinde yapılan bu ödemelere 21.04.2015 tarihine kadar itiraz etmediğini, davacının 04.02.2008 tarihinde kendi borçları ve kefil olduğu ...ın borçları toplamının 79.731TL olduğunu bildiğini, fakat rızaen 90.000TL ödeme yapmış olmasının iradi olarak öz yeğeninin borçlarını kapatmak saiki ile olduğunu ortaya koyduğunu, zira kimsenin yanlışlıkla borcunun yaklaşık %15 fazlasını ödemeyeceğini, bu fazla ödemenin KMH için olduğu düşünülse dahi ödeme tarihinde bakiye KTMH borcunun 6.465,43TL olduğunu, dolayısıyla rızası dışında ödediği iddia e...