Haksız yere alınan vergi nedeniyle yoksun kalınan tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren iadesinde 6183 sayılı kanunda düzenlenen tecil faizi yerine danıştayın yerleşik hale gelen içtihatlarıyla kabul edilen ve bu husustaki genel hükümleri içeren 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanun' da öngörülen oranda faiz uygulanması gerektiği hakkında.
Danıştay 9. Daire E.2017/933 K. 2017/5331 T. 01.06.2017 TECİL FAİZİ KANUNİ FAİZ HAKSIZ YERE ALINAN VERGİ NEDENİYLE YOKSUN KALINAN TUTARIN ÖDEMENİN YAPILDIĞI TARİHTEN İTİBAREN İADESİNDE 6183 SAYILI KANUNDA DÜZENLENEN TECİL FAİZİ YERİNE DANIŞTAYIN YERLEŞİK HALE GELEN İÇTİHATLARIYLA KABUL EDİLEN VE BU HUSUSTAKİ GENEL HÜKÜMLERİ İÇEREN 3095 SAYILI KANUNİ FAİZ VE TEMERRÜT FAİZİNE İLİŞKİN KANUN' DA ÖNGÖRÜLEN ORANDA FAİZ UYGULANMASI GEREKTİĞİ HAKKINDA. 2577/md. 2 , 28 İstemin özeti: Davacının emekli aylığı üzerine uygulanan haciz işleminin kaldırılması ve tahsil edilen tutarın tecil faizi ile birlikte iadesi istemiyle açılan davayı kısmen kabul eden, kısmen süre aşımı nedeniyle reddeden İstanbul 5. Vergi Mahkemesi'nin 27/02/2013 tarih ve E:2012/2771, K:2013/417 sayılı kararının kabule ilişkin kısmım onayan Danıştay 9. Dairesinin 06/04/2016 tarih ve E:2013/8118; K:2016/2427 sayılı kararırım; dilekçede ileri sürülen nedenlerle düzeltilmesi istenilmektedir. Cevabın Özeti : Kararın düzeltilmesi isteminin reddi gerektiği yolundadır. Tetkik Hakimi ''.. Düşüncesi : Karar düzeltme isteminin kısmen kabulü kısmen reddiyle, Mahkeme kararının; tecil faizine ilişkin hüküm fıkrasının bozulması, haciz işleminin iptali ile tahsil edilen tutarın iadesine ilişkin hüküm fıkrasının onanması gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay 9. Dairesince işin gereği görüşüldü: Karar düzeltme dilekçesinde, haciz işleminin iptali ile tahsil edilen tutarın iadesine ilişkin hüküm fıkrasına ilişkin olarak ileri sürülen iddialar kararının düzeltilmesini gerektirecek nitelikte bulunmamaktadır. Kararın tecil faizine ilişkin kısmına yönelik ileri sürülen iddialar 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 54. maddesine göre yerinde görüldüğünden, Danıştay 9. Dairesinin 06/04/2016 tarih ve E:2013/8118, K2016/2427 sayılı kararı bu yönden kaldırıldıktan sonra dosya yeniden incelendi: Anayasanın 125'inci maddesinin l'inci fıkrasında idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu, son fıkrasında ise idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı Ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2'nci maddesinde de, idari işlemler hakkında yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı olduklarından dolayı iptalleri için menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan iptal davaları ile idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davalarının idari dava türlerinden olduğu hükmüne yer verilmiştir. idarenin hukuka aykırı işlem ve eylemlerinden dolayı idare edilenlerin uğrayacakları her türlü zararın tazmini, "idarenin sorumluluğu" ile ilgili kurallarla sağlanır. Esasen, idari yargının varlık nedenlerinden biri de budur. Kuruluş, görev ve yetkileri bakımından bir kamu idaresi olan vergi idarelerinin de hukuka aykırı işlemleri nedeniyle ortaya çıkan zaran tazmin etmesi yukarıda açıklanan Anayasa kuralının ve hukuk devleti ilkesini...