Vergi borcu bulunan şirket hakkında amme alacağının tahsilini sağlamak amacıyla tüm takip yolları tüketilmeden davacının kanuni temsilci olduğundan bahisle sorumlu tutularak adına ödeme emri düzenlenmesinde hukuka uyarlık bulunmadığı hk.
Danıştay 9. Daire E. 2007/1227 K. 2008/4014 T. 10.7.2008 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU VERGİ BORCU BULUNAN ŞİRKET HAKKINDA AMME ALACAĞININ TAHSİLİNİ SAĞLAMAK AMACIYLA TÜM TAKİP YOLLARI TÜKETİLMEDEN DAVACININ KANUNİ TEMSİLCİ OLDUĞUNDAN BAHİSLE SORUMLU TUTULARAK ADINA ÖDEME EMRİ DÜZENLENMESİNDE HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HK. 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan : .... Vekili : Av. .... Karsı Taraf : .... Uygulama Grup Müdürlüğü İstemin Özeti : Davacı adına kanuni temsilcisi olduğu .... Uluslararası Dış Ticaret A. Ş.'nin borçlarının ödenmemesi nedeniyle 1996/Ocak dönemine ilişkin olarak tanzim ve tebliğ edilen katma değer vergisi, kaçakçılık cezası ve gecikme faizi içerikli ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı; 213 sayılı Kanunun 10 maddesi ile 6183 sayılı Kanunun 55/1 ve 58/1. maddelerine değinildikten sonra davacının şirket yönetim kurulunun 21.8.1995 tarihli kararı ile şirketi temsil ve ilzamı ile ilgili sirkülere ek olarak eklenmesine ve 1. derece imza yetkisi verilmesine ve 1. dereceden herhangi bir kişi ile müştereken 4.000.000 ABD doları veya Türk Lirası meblağ ile sınırlı olmak üzere şirketi temsil ve ilzam etmesine oybirliği ile karar verildiği ve bu kararın 1.10.1995 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığı, 7.5.1996 tarihinde ise istifa ile şirket yönetim kurulundan ayrıldığı, bunun ise 29.5.1996 tarihli Ticaret Sicil Gazetesinde yayımlandığının görüldüğü, buna göre kanuni temsilci olduğu anlaşılan davacı adına şirketten tahsil imkanı bulunmayan amme alacağının tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasal isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle reddeden .... Vergi Mahkemesinin 20.11.2006 tarih ve E:2006/518, K:2006/2139 sayılı kararının; 3.10.1995 tarihli yönetim kurulu kararı ile sadece paraya ilişkin konularda şirketi temsil ve ilzama yetkili kılındığı, şirketin maksat ve mevzuunu gerçekleştirecek hiç bir konuda yetki verilmediği, buna göre Ticaret Kanununun 319. maddesi uyarınca kanuni temsilci olamayacağı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Savcısı ....'ün Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince verilen kararların temyizen incelenerek bozulabilmesi için, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasında belirtilen nedenlerin bulunması gerekmektedir. Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, söz konusu maddede yazılı nedenlerden hiçbirisine uymadığından, istemin reddi ile temyiz edilen Mahkeme kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ....'nun Düşüncesi : İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü: Uyuşmazlıkta, kanuni temsilcisi olduğu .... Uluslararası Dış Ticaret A. Ş.'nin ödenmeyen vergi borçlarının tahsili amacıyla davacı adına 213 Sa...