Sigorta şirketi olan kurumun aktifindeki menkul kıymetleri vadelerinden önce elden çıkararak satması halinde oluşan alım-satım farkı satış kÂrı niteliği taşıdığından, banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olacağı hk.
Danıştay 7. Daire E. 1997/4189 K. 1998/3092 T. 30.9.1998 SİGORTA ŞİRKETİNİN MENKUL KIYMET SATIŞI SİGORTA ŞİRKETİ OLAN KURUMUN AKTİFİNDEKİ MENKUL KIYMETLERİ VADELERİNDEN ÖNCE ELDEN ÇIKARARAK SATMASI HALİNDE OLUŞAN ALIM-SATIM FARKI SATIŞ KÂRI NİTELİĞİ TAŞIDIĞINDAN, BANKA VE SİGORTA MUAMELELERİ VERGİSİNE TABİ OLACAĞI HK. 6802/md. 28 , 29 193/md. 75 Temyiz İsteminde Bulunan : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Sigorta T.A.Ş. Vekili : Av. ... İstemin Özeti : Davacı kurumun aktifinde kayıtlı bulunan devlet tahvili ve hazine bonosu ile Toplu Konut ve Kamu Ortaklığı İdaresince çıkarılmış gelir ortaklığı senetlerinin vadelerinden önce elden çıkarılmaları sonucu lehine kalan alım-satım farkının banka ve sigorta muameleleri vergisine tabi olduğundan bahisle, inceleme raporuna istinaden kaçakçılık cezalı olarak salınan banka ve sigorta muameleleri vergisini; hazine bonosu, devlet tahvili ve gelir ortaklığı senetlerine ödenen gelirlerin, Gelir Vergisi Kanununun 75'inci maddesi kapsamında değerlendirilerek menkul sermaye iradı sayıldığı, gelirleri menkul sermaye iradı sayılan menkul kıymetlerin elden çıkarılmasından sağlanan kazançların da ticari kazanç olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, 6802 sayılı Kanunun 29'uncu maddesinin (c) fıkrasında ise, menkul kıymetlerin gelirlerinin tamamının istisna, kapsamına alınıp, repo gelirlerinin istisna kapsamı dışında bırakılmadığı, yine aynı kanunun 29'uncu maddesinin 5'inci fıkrasında ise, hayat sigortalarıyla ilgili olarak düzenlenen poliçeler üzerinden alınan primlerin banka ve sigorta muameleleri vergisinden istisna tutulduğu, bu primlerin yatırımlara yönlendirilmesiyle elde edilen gelirlerin vergiye tabi tutulmak istenmesinin kanuna aykırı olduğu, öte yandan, Bütçe Kanununun 41'inci maddesinde hazine bonolarının faiz ve bedelleri ile bunlarla ilgili ödemeler ve borçlanmaya ilişkin tüm işlemlerin de her türlü vergi ve resimden (gelir ve kurumlar vergisi hariç) istisna edildiği, bu hükmün sadece faizleri değil ana para ödemelerini de kapsadığı, Gelir Vergisi Kanununun 75'inci maddesinin son fıkrasında da, ticari faaliyete bağlı faizlerin ticari kazanç sayıldığı, bu itibarla, olayda lehe kalan söz konusu paranın belgeye tabi tutulmasında isabet bulunmadığı gerekçesiyle terkin eden ... Vergi Mahkemesinin 8.4.1997 gün ve E:1996/1084; K:1997/704 sayılı kararının söz konusu menkul kıymetlerin vadelerinden önce üçüncü kişilere satımı suretiyle elde edilen gelirin, ilgili kanunlarda istisna kapsamında tutulan faiz niteliğinde olmadığı, bu itibarla vergilendirilmesinde isabetsizlik bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti : Vergilendirilen gelirin %95'lik kısmının hayat sigortası yaptıran kişilere ait olup, sigorta şirketine ait olmadığı ileri sürülerek temyizin isteminin reddi gerektiği savunulup, repo gelirlerinin sigortalılara ait kısmının tespiti için bilirkişi incelemesi yaptırılması ve duruşma yapılması istenilmektedir. Tetkik Hakimi ...'nın Düşüncesi : D...