Davacının şikayeti üzerine ilgili yargı mensubu hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin yargı idari işleme karşı açılan davada, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, sözü edilen işlemin idari davaya konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
Danıştay 5. Daire E. 2006/8525 K. 2007/2123 T. 4.5.2007 YARGI MENSUBU HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİ İDARENİN TAKDİR YETKİSİNİ KULLANMASI DAVACININ ŞİKAYETİ ÜZERİNE İLGİLİ YARGI MENSUBU HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİNE İLİŞKİN YARGI İDARİ İŞLEME KARŞI AÇILAN DAVADA, İŞİN ESASINA GİRİLEREK BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, SÖZÜ EDİLEN İŞLEMİN İDARİ DAVAYA KONU OLAMAYACAĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİ YOLUNDA VERİLEN KARARDA HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HAKKINDA. 2709/md. 36 , 125 2802/md. 82 , 87 , 89 2577/md. 1 İstemin Özeti: ?.. İdare Mahkemesi'nin 15.08.2006 günlü, E:2006/1796 K:2006/1474 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın Özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi ?.. Düşüncesi: Davacının... Bölge İdare Mahkemesi Başkanı hakkında vaki yakınması üzerine adı geçen yargı mensubu hakkında işlem yapılmasına gerek görülmediği yolundaki Adalet Bakanlığı işlemine karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Mahkeme kararı, davaya konu bakanlık kararının ilgili hakkında disiplin ve ceza soruşturması açılmamasına ilişkin olup, idari işlem niteliği taşımadığı bu nedenle iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesine dayalıdır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 82. ve 87. maddelerinde yer alan hükümler uyarınca hakim ve savcıların görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında kovuşturma ve soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığı'nın iznine tabi kılınmıştır. İncelenen olayda davacının şikayeti üzerine davalı idare tarafından kurulan dava konusu işlemin davalı idarenin kamu gücünü kullanarak, kamu hukuku alanında yaptığı, tek yanlı, kesin, doğrudan uygulanabilir bir işlem olduğu açıktır. İdarenin takdir yetkisine dayanarak kurduğu ve hukuksal sonuç doğuran bu işlemin ceza yargılamasına ilişkin bir işlem olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Nitekim şikayet üzerine davalı idare tarafından ilgili hakim ve savcılar hakkında kurulan ?işlem yapılmasına gerek görülmediği? yolundaki işlemler, salt kovuşturma yapılmasına izin verilmemesine ilişkin olmayıp, olayın niteliğine göre bazen ilgililer hakkında disiplin soruşturması açılmasına izin verilmemesine ilişkin olmaktadır. Bununla birlikte ceza yargılaması yönünden yargı yerlerinin görevlerine başlayabilmeleri için, öncelikle bu konuda öngörülmüş bulunan adli prosedüre geçilmesi gerekir. Bu aşamaya gelmesini engelleyen, bir başka anlatımla yargısal prosedürün başlamasına engel olan idari işlemlerin, adli prosedür işlemleri olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi bu işlemlere karşı yargı yolunu kapayan bir yasal düzenleme de bulunmadığından Anayasa'nın 125. maddesinde yer alan ?idarenin her türlü eylem ve işlemine karşı yargı yolunun açık olduğu? hükmü uyarınca iptal davasına konu olabileceği sonucu doğmaktadır. Bahsedilen nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile idare mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı ?.. Düşü...