Davacının şikayeti üzerine ilgili yargı mensupları hakkında soruşturma izni verilmemesine ilişkin idari işleme karşı açılan davada, işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, işlemin idari davaya konu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddi yolunda verilen kararda hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.
Danıştay 5. Daire E. 2005/3237 K. 2006/3457 T. 13.6.2006 ADALET BAKANLIĞININ SORUŞTURMA İZNİ VERMEMESİ YARGI MENSUPLARI HAKKINDA ŞİKAYET DAVACININ ŞİKAYETİ ÜZERİNE İLGİLİ YARGI MENSUPLARI HAKKINDA SORUŞTURMA İZNİ VERİLMEMESİNE İLİŞKİN İDARİ İŞLEME KARŞI AÇILAN DAVADA, İŞİN ESASINA GİRİLEREK BİR KARAR VERİLMESİ GEREKİRKEN, İŞLEMİN İDARİ DAVAYA KONU OLAMAYACAĞI GEREKÇESİYLE DAVANIN REDDİ YOLUNDA VERİLEN KARARDA HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HAKKINDA. 2709/md. 36 , 125 2577/md. 2 2802/md. 82 , 87 , 89 İstemin Özeti :?... İdare Mahkemesinin 31.1.2005 günlü, E:2005/25, K:2005/114 sayılı kararının dilekçede yazılı nedenlerle temyizen incelenerek bozulması isteminden ibarettir. Cevabın özeti: Temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır. Danıştay Tetkik Hakimi ?..Düşüncesi: Davacının, bazı hakim ve savcılar hakkında vaki yakınması üzerine adı geçen yargı mensupları hakkında işlem yapılmasına gerek görülmediği yolundaki Adalet Bakanlığı işlemine karşı açılan davayı reddeden İdare Mahkemesi kararı temyiz edilmiştir. Mahkeme kararı. davaya konu bakanlık kararının ilgililer hakkında disiplin ve ceza soruşturması açılmamasına ilişkin olup, idari işlem niteliği taşımadığı bu nedenle iptal davasına konu edilemeyeceği gerekçesine dayalıdır. 2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu?nun 82. ve 87. maddelerinde ver alan hükümler uyarınca hakim ve savcıların görevleri sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında kovuşturma ve soruşturma yapılabilmesi Adalet Bakanlığımın iznine tabi kılınmıştır. İncelenen olayda, davacının şikayeti üzerine davalı idare tarafından kurulan dava konusu işlemin, davalı idarenin kamu gücünü kullanarak, kamu hukuku alanında yaptığı tek yanlı kesin, doğrudan uygulanabilir bir işlem olduğu açıktır. İdarenin takdir yetkisine dayanarak kurduğu ve hukuksal sonuç doğuran bu işlemin ceza yargılamasına ilişkin bir işlem olarak nitelendirilmesi de mümkün değildir. Nitekim şikayet üzerine, davalı idare tarafından ilgili yargı mensupları hakkında kurulan "işlem yapılmasına gerek görülmediği" yolundaki işlemler, salt kovuşturma yapılmasına izin verilmemesine ilişkin olmayıp, olayın niteliğine göre bazen ilgililer hakkında disiplin soruşturması açılmasına izin verilmemesine ilişkin olmaktadır. Bununla birlikte ceza yargılaması yönünden yargı yerlerinin görevlerine başlayabilmeleri için, öncelikle bu konuda öngörülmüş bulunan adli prosedüre geçilmesi gerekir. Bu aşamaya gelmesini engelleyen bir başka anlatımla yargısal prosedürün başlamasına engel olan idari işlemlerin, adli prosedür işlemleri olarak nitelendirilmesi mümkün olmadığı gibi bu işlemlere karşı yargı yolunu kapayan bir yasal düzenlemede bulunmadığından. Anayasanın 125. maddesinde yer alan "idarenin her tüllü eylem ve İşlemine karşı yargı yolunun açık olduğu, hükmü uyarınca davasına konu olabileceği sonucu doğmaktadır. Bahsedilen nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile idare mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı ?..Düşüncesi : İdare ve vergi mahkemelerince ver...