Yargı kararlarını uygulamama kastı ile hareket ettiği açık olan idarenin, davacının uğradığı manevi zararı tazminle yükümlü olduğu hakkında.
5. Daire 2000/3316 E. , 2004/3372 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y BEŞİNCİ DAİRE Esas No: 2000/3316 Karar No: 2004/3372 Davacı : ... Vekili: ... Davalılar: 1) Başbakanlık 2) Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Vekili: ... Davanın Özeti: Davacı, ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevinden yargı kararına rağmen alınması, hakkında verilen yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle, uğradığını öne sürdüğü ...- lira maddi, ...- lira manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesini istemektedir. Savunmaların Özeti: Yargı kararların süresinde yerine getirildiği, tazminat şartlarının gerçekleşmediği öne sürülerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur. Danıştay Tetkik Hakimi: ... Düşüncesi: Anayasanın 138. ve 2577 sayılı Kanunun 28. maddesine göre, idarelerin yargı kararlarını yerine getirme zorunluluğuna uymamaları nedeniyle davacının uğradığı maddi ve manevi zararın yasal faiziyle birlikte "ağır hizmet kusuru" ilkesine göre tazminine hükmedilmesi gerektiği düşünülmüştür. Danıştay Savcısı: ... Düşüncesi: Davacı, yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle uğradığı ...-TL. maddi, ...-TL. manevi zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine hükmedilmesini istemektedir. Anayasanın 2 nci maddesinde, Türkiye Cumhuriyetinin hukuk devleti olduğu vurgulanmakta ve 138 inci maddesinin son fıkrasında "Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarını uygulamak zorundadır; bu organlar ve idare mahkeme kararlarını hiçbir surette değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez" yolunda açık, kesin ve buyurucu bir kurala yer verilmektedir. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 28 inci maddesinin 4001 sayılı Yasayla değişik 1 inci fıkrasının birinci tümcesi de "Danıştay, bölge idare mahkemeleri, idare ve vergi mahkemelerinin esasa ve yürütmenin durdurulmasına ilişkin kararlarının icaplarına göre idare, gecikmeksizin işlem tesis etmeye ve eylemde bulunmaya mecburdur" şeklindeki kuralıyla Anayasanın 2 nci maddesinde yer alan "hukuk devleti" ilkesine uygun bir düzenleme getirmektedir. Sözkonusu ilke karşısında, idarenin maddi ve hukuki koşullara göre uygulanabilir nitelikte olan bir yargı kararını "aynen" ve "gecikmesiz" uygulamaktan başka bir seçeneği bulunmamaktadır. Olayda, davacının başka bir göreve atanmak üzere ... Vakıflar Bölge Müdürlüğü görevinden alınmasına ilişkin 14.9.1999 günlü 99/51074 sayılı müşterek kararnamenin iptali istemiyle açtığı davada, Danıştay Beşinci Dairesinin 14.2.2000 günlü, E:1999-5886 sayılı kararıyla yürütmenin durdurulmasına, daha sonra da 24.9.2002 günlü E:1999-5886, K:2002-3366 sayılı kararıyla da iptal kararı verildiği halde, davacının eski görevine atanmayıp ... Bölge Müdürlüğüne Araştırmacı olarak atandığı anlaşılmakta olup, söz konusu yargı kararının yerine getirilmemesi nedeniyle davacının yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte tazminine hükmedilmesi Anayasal ve yasal zorunluluktur. Öte yandan, İdare Hukuku İlkelerine göre, manevi tazminata hükmedilebilmesi için,...