GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizde açılan iflas davasının yapılan açık yargılama sonunda; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı şirkete verilen genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine girişilen ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, bunun üzerine açılmış olan 07.04.1997 tarihinde kesinleşen itirazın iptali davasında müvekkilinin 18.342.645.792 eski TL alacağı olduğunun hüküm altına alındığını, bunun üzerine takibin 24.09.1998 tarihinde iflas toluyla takibe çevrildiğini, davalının bu sefer de tacir olmadığından kendisine karşı iflas yoluyla takip yapılamayacağından bahisle takibe itiraz ettiğini, söz konusu kredilerin aslında davalıya verildiğini, tanınmış bir iş adamı olan davalının bir çok şirketin ortağı olduğunu,...
T.C. İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2013/14 KARAR NO : 2019/323
DAVA : İflas DAVA TARİHİ : 18/11/2009 KARAR TARİHİ : 11/04/2019
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: Mahkememizde açılan iflas davasının yapılan açık yargılama sonunda; Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili tarafından dava dışı şirkete verilen genel kredi sözleşmesinde davalının müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğunu, borcun ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhine girişilen ilamsız icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini, bunun üzerine açılmış olan 07.04.1997 tarihinde kesinleşen itirazın iptali davasında müvekkilinin 18.342.645.792 eski TL alacağı olduğunun hüküm altına alındığını, bunun üzerine takibin 24.09.1998 tarihinde iflas toluyla takibe çevrildiğini, davalının bu sefer de tacir olmadığından kendisine karşı iflas yoluyla takip yapılamayacağından bahisle takibe itiraz ettiğini, söz konusu kredilerin aslında davalıya verildiğini, tanınmış bir iş adamı olan davalının bir çok şirketin ortağı olduğunu, ticaret siciline kayıtlı olmasa bile tacir sayılan kişilerden olduğunu ve borcun ödenmediğini ileri sürerek, davalının iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava ve takip tarih itibariyle her hangi bir şirketin ortağı olmadığını, müvekkilinin kefil olduğu borç nedeniyle yapılmış olan takipte, tahsilde tekerrür olmamak üzere talepte bulunulduğunu, aynı borç için davacının başkaca takipler yaptığını, o takipler kapsamında borçlu şirketin taşınmazlarının satıldığını, düzenlenen sıra cetvelleri ile borcun davacıya ödendiğinden halihazırda talebe konu borcun bulunmadığını, bu hususun dikkate alınması gerektiğini, takip tarihinde borç bulunduğundan borca itiraz edilmediğini, müvekkilinin tacir olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkememizce iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, 31.01.2001 tarihinde davalının tacir olduğunun kanıtlamadığı gerekçesiyle, davanın reddine dair ilk karar verilmiştir. Davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.02.2003 tarihli ilamı ile davacının iddiaları ve toplanacak delilleri kapsamında, davalı hakkında 6762 sayılı TTKnun 11., 13. ve 14. maddelerine göre yapılacak araştırma sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden bahisle red kararı bozulmuştur. Mahkemece bozma ilamına uyularak benimsenen asıl ve ek bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davalının borçlu olduğu dosyada ödeme yapıldığına dair delil sunulmadığı, davalının birden çok şirkette ortak olduğu, bir şirkette yönetim kurulu başkanı olduğundan TTKnun 11., 14. ve 17. maddeleri kapsamında tacir olduğunun kabulü gerektiği, depo kararının yerine getirilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının iflasına dair 26/12/2011 tarih ve 2010/667E-2011/478K sayılı ilamı ile karar verilmiştir. Yargıtay 23.Hukuk Dairesinin 2012/2719 E.-2012/4897 K. sayılı ilamı ile "Mahkemece davalı vekili...