Vadeli çek uygulamasının teamül haline geldiği, bunların hükümleri bakımından senet hükmünde kabul edilmesi gerektiği hk.
3. Daire 1999/156 E. , 2000/156 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No: 1999/156 Karar No: 2000/156 Temyiz İsteminde Bulunan : Urla Vergi Dairesi Müdürlüğü-İZMİR Karşı Taraf : … İstemin Özeti : Dayanıklı tüketim malları ticareti ile uğraşan davacı şirketin 1996 takvim yılına ilişkin defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu bulunan matrah farkı üzerinden adına ikmalen salınan kurumlar vergisi, geçici kurumlar vergisi, fon payı ile bunlara bağlı olarak kesilen ağır kusur cezalarına karşı açılan davayı; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 281.maddesinde, alacakların mukayyet değerleriyle değerleneceği, vadesi gelmemiş olan senede bağlı alacakların değerleme gününün kıymetine irca olunabileceği, bu takdirde, senette faiz nisbeti açıklanmış ise bu nisbetin, açıklanmamışsa … Merkez Bankasının resmi iskonto haddinin uygulanacağı, 285.maddesinde de, vadesi gelmemiş olan senede bağlı borçların değerleme gününün kıymetine irca olunacağı, bu maddeye 3239 sayılı Kanunun 22.maddesiyle eklenen fıkrada ise, alacak senetlerini değerleme gününün kıymetine irca eden mükelleflerin, borç senetlerini de aynı şekilde işleme tabi tutmak zorunda olduklarının hükme bağlandığı, 3239 sayılı Kanunla getirilen fıkra hükmünde hem senede bağlı alacağı hem de senede bağlı borcu bulunan yükümlülerin uyacağı kuralın belirlendiği, vadesi gelmemiş senede bağlı alacak veya borç senedinden yalnızca birisinin bulunması halinde, var olanın reeskont işlemine tabi tutulması gerektiği, aksi bir düşüncenin yükümlülere kanunla verilen hakların kullandırılmaması anlamına geleceği, inceleme raporunda, bilançoda hiç bir borç senedi gözükmeyen yükümlülerin alacak senetlerini reeskonta tabi tutamayacağı şeklindeki görüşün anılan kanun hükümlerinin konuluş amacına ters düşeceği, diğer bir anlatımla da alacak senetlerine reeskont ayrılmasının karşılığında muhakkak borç senedi olması şartına bağlanamayacağı, borç senedi olmayan yükümlülerin de vadesi gelmemiş alacak senetleri için tek başına reeskont ayırabileceği, inceleme raporunda davacı şirketin firmalardan emtia alımı karşılığında verdiği ve belli bir vade sonunda ödemeyi kabullendiği vadeli çekler için ayırdığı reeskontu, vadeli çeklerin hükümleri bakımından borç senedi niteliğinde olmadığı, kanun maddelerinde senet ibarelerinin olduğu, çekler için reeskont ayrılması imkanının tanınmadığı belirtilmekte ise de, ticari hayatta vadeli çek uygulamasının teamül haline geldiği, bu tip çeklerin vadeli senet hüviyetinde kabul edilmesinin hakkaniyete uygun düşeceği, nitekim 1 sayılı Sermaye Piyasası Tebliğinde de, vadeli çeklerin reeskonta tabi tutulmasının şart olduğunun açıklandığı, esasen, şirketin bilançosunda borç senetleri bulunmamasının alacak senetleri için reeskont ayrılmasına engel teşkil etmeyeceği, kaldı ki davacı şirketin vadeli çekleri reeskonta tabi tutmakla dönem matrahının artması yönünde hareket ettiği, bu nedenle alacak senetleri reeskontunun kurumlar vergisi matrahına ilavesinin yerinde olmadığı, inceleme raporun...