Yap-işlet-devret modeliyle tatil köyü işletmek için devlet arazisi üzerine yapılan tesisin amortismanı hk.
Danıştay 3. Daire E. 1998/1150 K. 2000/1961 T. 24.5.2000 YAP-İŞLET-DEVRET MODELİ YAP-İŞLET-DEVRET MODELİYLE TATİL KÖYÜ İŞLETMEK İÇİN DEVLET ARAZİSİ ÜZERİNE YAPILAN TESİSİN AMORTİSMANI HK. 213/md. 313 , 325 , 327 Temyiz İsteminde Bulunan Taraflar: 1- ... Vergi Dairesi Müdürlüğü 2- ... Turizm ve Tic. A.Ş. İstemin Özeti : Davacı şirketin 1995 takvim yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuyla, yap-işlet-devret modeliyle tatil köyü işletmek üzere adına devlet arazisi üzerinde 49 yıllığına irtifak hakkı tesis edilen davacı şirketin sözkonusu binalardaki su tesisleri, elektrik tesisleri ve soğuk odalar gibi tesisler için yaptığı masrafları özel maliyet bedelinin itfası yöntemiyle amorti etmesi gerekirken bu tesisler için normal amortisman oranlarını uygulamak suretiyle fazladan amortisman ayırdığı ve 1995 yılında elde ettiği faiz gelirini beyan etmediği tesbit edildiğinden bahisle bulunan matrah farkı üzerinden adına ikmalen salınan kurumlar vergisi, fon payı ve geçici kurumlar vergisi ile bunlara bağlı olarak kesilen ağır kusur cezalarına karşı açılan davayı; davacının 49 yıllığına kiraladığı arazinin mülkiyetinin hazineye ait olduğu, üzerine inşa edilen binalar ve diğer tesisler arazinin mütemmim cüzü olup, gayrimenkulün değerini devamlı olarak artıran veya genişleten değerler manzumesi içinde kaldığından, arazinin maliyetine ilave edilmesi ve Vergi Usul Kanununun 272. maddesinde belirtilen özel maliyet bedelini oluşturması nedeniyle 327. madde hükmü uyarınca kira süresine göre eşit yüzdelerle amorti (itfa) edilmesi gerektiği, sözkonusu tesislerin tek başına bir ünite kabul edilmesinin mümkün olmadığı, zira uyuşmazlık konusu su, elektrik ve soğuk hava tesisleri binanın içinde ve binanın maliyetini veya değerini artırıcı, binanın mütemmim cüzünü oluşturan giderler olduğundan binanın tabi olduğu amortisman usulüne tabi olması gerektiği bu nedenle devlet arazisi üzerine yapılan bina ve diğer tesislerin kira süresine göre eşit yüzdelerle amortismana tabi tutulması gerektiğinden, bulunan 2.479.802.236.- liralık matrah farkının yasaya uygun olduğu, davacının iki ayrı bankaya yatırdığı ve vadeleri 1996 yılında biten mevduat hesaplarında bulunan paralar üzerinden, dönemsellik ilkesi gereğince mevduatın 1995 yılında bankada kaldığı süre dikkate alınarak 1995 yılı için hesaplanan faiz gelirine gelince, mevduat faizleri devre sonunda tahakkuk ettiğinden faizi elde edenin tasarrufuna ancak vade sonunda sunulduğu, dolayısıyla 31.12.1995 tarihi itibariyle vadesi gelmeyen mevduat için faiz tahakkuk etmesi sözkonusu olmadığından, mevduat sahibi açısından faizin hukuken ve iktisaden elde edilmiş sayılmasının mümkün olmadığı, bu nedenle vadeli mevduat üzerinden hesaplanan matrah farkı ve bu fark üzerinden yapılan cezalı tarhiyatta yasal isabet görülmediği, kesilen ağır kusur cezasına gelince, bulunan matrah farkının davacının defter ve belgelerinden çıkarılmış olması ve olayın oluş biçimine göre olaya kusur ce...