Dava karara bağlanmadan mükellefin kendi rızası ile davaya konu vergi alacağını ödeyebileceği veya mahsup talebinde bulunabileceği, mahsubun yapılmaması halinde bu süre için gecikme faizi ve zammı hesaplanamayacağı hk.
Danıştay 3. Daire E. 1997/3957 K. 1999/1330 T. 13.4.1999 MAHSUP TALEBİ GECİKME FAİZİ VE GECİKME ZAMMI DAVAYA KONU VERGİ ALACAĞININ ÖDENMESİ DAVA KARARA BAĞLANMADAN MÜKELLEFİN KENDİ RIZASI İLE DAVAYA KONU VERGİ ALACAĞINI ÖDEYEBİLECEĞİ VEYA MAHSUP TALEBİNDE BULUNABİLECEĞİ, MAHSUBUN YAPILMAMASI HALİNDE BU SÜRE İÇİN GECİKME FAİZİ VE ZAMMI HESAPLANAMAYACAĞI HK. 213/md. 112 Temyiz İsteminde Bulunan: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : ... Gıda San. Paz. Ltd. Şti. İstemin Özeti : Davacı şirketin 1994 yılı özel hesap dönemi işlemlerinin incelenmesi sonucu bulunan matrah farkı üzerinden adına salınan cezalı gelir (stopaj) vergisine karşı açılan davanın reddi üzerine yeniden düzenlenen ihbarnameye göre hesaplanarak davacının vergi alacağından tahsil edilen gecikme faizi ve gecikme zammının, fazlaya ilişkin kısmının red ve iadesi istemiyle açılan davayı; olayda davacı adına Ekim/94 dönemine ilişkin olarak yapılan cezalı tarhiyatın yine şirket adına tahakkuk eden ve iade hakkı doğan katma değer vergisi alacağından mahsup edilmesi talebiyle 18.8.1995 tarihinde davalı idareye başvurulduğu, ancak idarenin cevabı beklenilmeden mahkemelerinde cezalı tarhiyatın terkini istemiyle dava açıldığı, davanın esastan incelenerek tarhiyatın onandığı, mahkeme kararı gereğince tahakkuku yapılan cezalı gelir (stopaj) vergisi, fon payı, gecikme faizi ve gecikme zammının davacı şirketin katma değer vergisi alacağından tahsil edilmesi üzerine davacı şirketin davalı idareye başvurarak mahsup talebinin zamanında dikkate alınmaması nedeniyle fazladan ve yersiz olarak tahsil edilen gecikme faizi ve gecikme zammının düzeltme hükümlerine göre ret ve iadesini talep ettiği, bu başvurunun mahsup talebinin yapıldığı tarihte borcun henüz kesinleşmediği ve muaccel hale gelmediği, bu bakımdan mahsup edilemediği, nitekim mahkeme kararı üzerine muaccel olması üzerine borcun katma değer vergisi alacağından mahsubunun yapıldığı ileri sürülerek reddedildiği, ancak re'sen bulunan bir matrah üzerinden salınan verginin mükellefin kendi rızası ile ödemeyi talep etmesi halinde tahakkuk etmesi şartının aranmasına gerek olmadığı, zira tahakkukun tarh ve tebliğ edilen vergi borcunun kanunen ödenmesi gereken safhaya gelmesini ifade ettiği, aslında vergi idaresinden çok mükellefin hukukunu ilgilendirdiği, bu bakımdan mahsup talebinin yapıldığı 18.8.1995 tarihinden itibaren, tarhiyatın kaldırılması istemiyle açılan dava nedeniyle verilen mahkeme kararı üzerine yeniden tahakkukun yapıldığı tarihe kadar geçen süre için gecikme faizi ayrıca son tahakkuk tarihinden ödeme tarihine kadar geçen süre için gecikme zammı hesaplanmasının yerinde olmadığı, verginin normal vade tarihinden itibaren, mahsup talebinin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için gecikme faizi hesaplanmasında ise kanuna aykırılık bulunmadığı, esasen davacının da mahsup başvurusunun yapıldığı tarihe kadar geçen süre için gecikme faizini dava konusu yapmadığı gerekçesiyle kısmen kabul ederek hesaplanan 147.057.000.- lira gecikme faizi...