İhbarnamenin davacıya tebliğ edilip edilmediği, eğer tebliğ edildi ise hangi tarihte tebliğ edildiği, tebliğ tarihine göre de borcun zaman aşımına uğrayıp uğramadığı hususları araştırılarak tarh ve tebliğ edilip tahakkuk eden bir vergi varsa, bu amme alacağının müddetinde ödenmeyen kısmına vadenin bitim tarihinden itibaren hesaplanan ve vergi aslı gibi addolunan gecikme zammına tahsili amacıyla ödeme emri düzenlenip düzenlenmeyeceği hususları araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği hakkında.
Danıştay 4. Daire E. 1999/3352 K. 2000/4730 T. 14.11.2000 TARH TEBLİĞ TAHAKKUK İHBARNAMENİN DAVACIYA TEBLİĞ EDİLİP EDİLMEDİĞİ, EĞER TEBLİĞ EDİLDİ İSE HANGİ TARİHTE TEBLİĞ EDİLDİĞİ, TEBLİĞ TARİHİNE GÖRE DE BORCUN ZAMAN AŞIMINA UĞRAYIP UĞRAMADIĞI HUSUSLARI ARAŞTIRILARAK TARH VE TEBLİĞ EDİLİP TAHAKKUK EDEN BİR VERGİ VARSA, BU AMME ALACAĞININ MÜDDETİNDE ÖDENMEYEN KISMINA VADENİN BİTİM TARİHİNDEN İTİBAREN HESAPLANAN VE VERGİ ASLI GİBİ ADDOLUNAN GECİKME ZAMMINA TAHSİLİ AMACIYLA ÖDEME EMRİ DÜZENLENİP DÜZENLENMEYECEĞİ HUSUSLARI ARAŞTIRILARAK SONUCUNA GÖRE BİR KARAR VERİLMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA. 213/md. 20 , 21 , 22 Temyiz Eden : .... San. ve Tic. A.Ş. Karşı Taraf : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü İstemin Özeti : 1986 yılına ilişkin kurumlar vergisi borcundan dolayı vergi aslı gibi addolunan gecikme zammının tahsili amacıyla davacı şirket adına ödeme emri düzenlenip tebliğ edilmiştir. ... Vergi Mahkemesinin 26.4.1999 günlü ve E: 1998/1482, K: 1999/479 sayılı kararıyla; inceleme raporu üzerine yapılan tarhiyatın kesinleşmesi sonucu 28.2.1992 tarihinde tahakkuk eden verginin ödenmemesi nedeniyle 6183 sayılı Kanunun olay tarihinde yürürlükte bulunan 51 inci maddesinin 3 üncü fıkrasına göre hesaplanan gecikme zammının vergi aslı gibi addolunmak suretiyle tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmiştir. Davacı, 1986 yılına ait vergi borcuna ilişkin ihbarnamenin 31.12.1991 tarihli olduğunu ve kendilerine tebliğ edilmediğini, asıl borç olmadan fer'i borcunda olamayacağını ileri sürerek kararın bozulmasını istemektedir. Savunmanın Özeti: Yasal dayanağı bulunmayan temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur. Tetkik Hakimi ...'nun Düşüncesi: Müddeti içinde ödenmeyen amme alacağına vadenin bitim tarihinden itibaren gecikme zammı hesaplanabilmesi için amme alacağının tarh ve tebliğ edilerek kesinleşmesi gerektiğinden davacının, üzerinden gecikme zammı hesaplanan verginin kendisine tebliğ edilmediği yolundaki iddiasının araştırılması ve sonucuna göre karar verilmesi uygun olacağından temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı ...'ün Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp vergi mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Dördüncü Dairesince gereği görüşüldü: Davacı şirket adına düzenlenip tebliğ edilen ödeme emrinin iptali istemiyle açılan davayı reddeden mahkeme kararı temyiz edilmektedir. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20 nci maddesinde, vergi alacağının kanunlarında gösterilen matrah ve nispetler üzerinden vergi dairesi tarafından hesaplanarak bu alacağı miktar itibarıyla tespit eden idari işlemin v...