Ltd. şirketlerde ödenmeyen kamu alacağının öncelikle temsilciden aranılması gerektiği hk.
Danıştay 11. Daire E. 1999/3100 K. 2000/3420 T. 20.9.2000 KANUNİ TEMSİLCİLERİN SORUMLULUĞU LTD. ŞİRKETLERDE ÖDENMEYEN KAMU ALACAĞININ ÖNCELİKLE TEMSİLCİDEN ARANILMASI GEREKTİĞİ HK. 6183/md. 35 213/md. 10 Temyiz İsteminde Bulunan: .... Vergi Dairesi Başkanlığı Karşı Taraf: .... İstemin Özeti : .... Tekstil Sanayi Ltd. Şti.'nin vadesinde ödenmeyen 1997 yılı muhtelif dönemlerine ait katma değer vergisi borçlarının tahsili amacıyla 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. ve 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35. maddesi hükmü uyarınca ortak sıfatıyla davacı adına ödeme emri düzenlenmiştir. .... Vergi Mahkemesinin 5.4.1999 gün ve E: 1998/1367, K: 1999/352 sayılı kararıyla; vergi ve buna bağlı alacaklarla ilgili olarak kanuni temsilcilerin takibinde 213 sayılı Yasanın 10. maddesinin, diğer kamu alacakları için ise 6183 sayılı Kanunun Mükerrer 35. maddesinin uygulanabileceği, olayda davacıdan istenilen kamu alacağı 213 sayılı Yasa kapsamına giren bir alacak olduğundan 6183 sayılı Yasanın Mükerrer 35. maddesi hükmüne dayanılarak düzenlenen ödeme emrinde isabet görülmediği gerekçesiyle ödeme emri iptal edilmiştir. Vergi dairesi başkanlığı tarafından, borçlu şirketin ortağı davacı adına düzenlenen ödeme emrinin yasal olduğu ileri sürülerek vergi mahkemesi kararının bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti: İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Savcısı ....'nun Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49. maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. Tetkik Hakimi ....'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, 2577 sayılı Kanunun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerine uymadığından, temyiz isteminin reddi ile kararın onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onbirinci Dairesince işin gereği görüşüldü: 2.6.1995 gün ve 22301 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 4108 sayılı Kanunun 11. maddesiyle eklenen 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un Mükerrer 35. maddesinde, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının, kanuni temsilcilerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenlerin şahsi mal varlıklarından bu kanun hükümlerine göre tahsil edileceğinin hükme bağlandığı, yine kanuni temsilcilerin sorumluluğunu düzenleyen 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 10. maddesinin 1. fıkrasında ise, tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevleri...