Hükümlüye vasi atanmasına ilişkin işlemleri başlatma yükümlülüğünün hükmü icraya memur daireye, vasi atanması görevinin de sulh hukuk mahkemesine ait olduğu hakkında.
10. Daire 2003/2567 E. , 2005/1980 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2003/2567 Karar No : 2005/1980 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Karşı Taraf (Davalılar) : 1- Adalet Bakanlığı -ANKARA 2- İçişleri Bakanlığı -ANKARA İstemin Özeti : 26.9.1999 tarihinde … Cezaevine güvenlik kuvvetlerince düzenlenen operasyon sırasında davacının yaralandığından bahisle uğradığı ileri sürülen 5.000.000.000.- lira manevi zararın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda; … İdare Mahkemesince, davanın ehliyet yönünden reddi yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın davacı tarafından temyizen incelenip bozulması istenilmektedir. Savunmanın Özeti :Davalı idarelerce yerinde olmadığı ileri sürülen temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Medeni Kanun'da, bir sene veya daha fazla süreli hapis cezasına mahkum olan kişilere vasi tayin edileceği, hükmü uygulamakla görevli idarenin mahkumun cezasını görmeye başladığını Sulh Mahkemesine hemen ihbarla yükümlü olduğu, Sulh Mahkemesinin hükümlüye vasi tayin edeceği, mahcurların kişiye sıkı sıkıya bağlı hakların kullanımı dışında ancak vasilerin rızası aracılığıyla tasarrufta bulunabilecekleri hükme bağlanmıştır. Bu yasal duruma göre, davacının davayı vasisi aracılığıyla açıp takip ettirmesi gerekmekte ise de, hükmü icrayla yükümlü idarenin durumu sulh mahkemesine hemen ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeyerek vasi atanmasını sağlamamış olmasının; davacının doğrudan açtığı davada, ehliyet yönünden ret kararı verilerek hak arama özgürlüğünü ortadan kaldıracak sonuçlar doğuracak şekilde değerlendirilmesi; Anayasanın 36. maddesine aykırılık oluşturduğu kadar vesayet müessesesinin amacına ve hakkaniyete de aykırıdır. Öte yandan, yargısal ve bilimsel içtihatlarda, dava ehliyeti olmayan kişinin doğrudan dava açması halinde mahkemenin kanuni temsilcisinin icazet verebilmesi için ilgiliye süre vereceği, kanuni temsilcisi yoksa mahkemenin, vasi atandıktan sonra vasiye, davacının açmış olduğu davaya icazet verip vermeyeceğini bildirmesi için ek süre vermesi gerektiği, icazet verirse kanuni temsilci tarafından devam edileceği hususları genel kabul görmüş olan ve mevzuata uygun bulunan uygulamalardır. Bu durumda, yukarıda belirtilen süreç işletilmeden, davanın vasi tarafından açılmadığı gerekçesiyle ehliyet yönünden reddi yolunda verilen temyize konu Mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49.maddesinin 1. fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp idare mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin reddiyle idare mahkemesi kararının onanmasının uygun olacağı düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Daire...