Dava konusu olayda, cinayet fail/faillerinin yakalanması konusunda idare ajanlarının mevzuat gereği yerine getirmekle yükümlü oldukları görev ve sorumlulukları yerine getirmedikleri, bir ihmal veya kasıt olduğu yolunda bir tespit bulunmadığı, aksine, idarece gerekli çaba sarfedilerek olayla ilgili bazı kişilerin yakalandığı, yetkili merciler önüne getirildiğinin anlaşıldığı, bu nedenle, davacının annesinin öldürülmesi olayında faillerin ceza zamanaşımı süresi içerisinde yakalanamaması nedeniyle idarenin ağır bir hizmet kusurunun varlığından söz etmeye olanak bulunmadığı, bu itibarla, davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekirken, aksi yönde verilen mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği hakkında.
10. Daire 2003/2087 E. , 2005/8025 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ONUNCU DAİRE Esas No : 2003/2087 Karar No : 2005/8025 Temyiz Eden (Davacı) : … Vekili : … Temyiz Eden ve Karşı Taraf (Davalı) : … İstemin Özeti : Davacının annesinin 23.5.1980 tarihinde silahlı saldırı sonucu öldürülmesinden sonra olayın faillerinin 20 yıllık zamanaşımı süresi içinde yakalanmaması nedeniyle idarenin hizmet kusuru bulunduğundan bahisle uğranıldığı ileri sürülen 3.000.000.000 (üçmilyar) lira manevi zararın başvuru tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle açılan dava sonucunda ... İdare Mahkemesi'nce; tazminat isteminin faizsiz olarak kabulü yolunda verilen … tarih ve E:…, K:… sayılı kararın taraflarca temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir. Davacının Savunmasının Özeti: Davalı idarenin temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Davalı İdarenin Savunmasının Özeti: Savunma verilmemiştir. Danıştay Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Dava konusu olayda davalı idarenin tazminat ödemekle sorumlu tutulabilmesi için gerekli olan ağır hizmet kusurunun varlığından söz etmeye imkan bulunmadığından davacının manevi tazminat isteminin reddi gerekirken kabulü yolunda verilen mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Danıştay Savcısı : … Düşüncesi : Davacının annesinin bir terör eylemi sonucunda 23.5.1980 tarihinde evinde öldürülmesi olayında, davalı idarenin cinayetin faillerini 20 yıllık zamanaşımı süresinde yakalamaması nedeniyle kusurlu olduğu ileri sürülerek 3 milyar TL manevi tazminatın ödenmesi istemiyle açılan davada, ... İdare Mahkemesince, devletin temel amaç ve görevleri ile kişilerin temel hak ve ödevlerinin paralellik gösterdiği, vatandaşın devlete duyduğu güven kavramı içinde, eğer kişi zarar görmüşse devletin zarar vereni cezalandıracağı inancının yer aldığı, olayda davacının annesinin öldürüldüğü, aradan 20 yıl geçtiği, faillerin yakalanmadığı, bu tarihten sonra yakalansalar bile yargılanamayacakları bu nedenle idarenin hizmet kusurunun açık bulunduğu gerekçesiyle manevi tazminata hükmedilmiştir. Anılan İdare Mahkemesi kararının, davanın süresinde açılmadığı ve husumetin Adalet Bakanlığına yönetilmesi gerektiği ileri sürülerek temyiz edilmektedir. Dosyanın incelenmesinden, davacının yakınının öldürülmesi olayında idarenin faillerin yakalanması konusunda yeterli özen ve çabayı göstermediği ve bunun aksine ilişkin hukuken geçerli ve inandırıcı bir kanıt da sunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle, İdare Mahkemesi kararının, idarenin bir cinayetin faillerinin ceza zaman aşımı süresi içinde yakalayamamasının hizmet kusuru oluşturduğu gerekçesi yerine, idarenin cinayet faillerini yakalama konusundaki görevini yerine getirilmede gereken çaba ve özeni göstermemiş olmasının hizmet kusurunu oluşturduğu gerekçesiyle onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Onuncu Dairesince gereği görüşüldü: Dava, davacının annesinin 23.5.1980 tarihinde silahlı saldırı sonucu öldürülmesinden sonra olayın faill...