Zararın güvenlik kuvvetlerince mevzi güvenliği amacıyla döşenen mayına basılması sonucu davacıların çocuğunun sakat kalması nedeniyle meydana geldiği, kamu hizmetinin yürütülmesi sırasında oluştuğu, zarar ile idari eylem arasında nedensellik bağı bulunduğu açık olduğundan, sosyal risk ilkesine dayanılarak hüküm kurulmasına olanak bulunmadığı; idarenin hizmet kusuru saptanamamakla birlikte, yürütülen güvenlik hizmeti sırasında kusuru bulunmayan davacıların uğradığı özel ve olağandışı zararın kusursuz sorumluluk ilkesi gereğince tazmini gerektiği hakkında.
3. Daire 2000/5300 E. , 2003/696 K. "İçtihat Metni" T.C. D A N I Ş T A Y ÜÇÜNCÜ DAİRE Esas No: 2000/5300 Karar No: 2003/696 Temyiz Eden : Vergi Dairesi Müdürlüğü Karşı Taraf : … Vekili : … İstemin Özeti : Davacı şirket adına, düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak 1997 takvim yılı için re'sen salınan kusur cezalı kurumlar vergisi, gelir (stopaj) vergisi ve fon payını; olayda, şirketin, emtiasını muhafaza edecek bir deposunun bulunmamasına rağmen … m3 tomruk ve odunu sene sonu stoku olarak göstermenin ticari hayatta mutad bir durum olmadığı, gerçekte bu emtia satıldığı halde sene sonu stoku olarak gösterilen emtianın, şirket yetkilisinin depoları bulunmadığından satıldığı yolundaki beyanı başka delillerle desteklendirilmediğinden söz konusu emtianın satıldığının kabul edilemeyeceği, tarhiyatın varsayıma dayandığı gerekçesiyle kaldıran … Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; şirket yetkilisinin ifadesi esas alınarak düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatta yasaya aykırılık bulunmadığı ileri sürülerek bozulması istemidir. Savunmanın Özeti : Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır. Tetkik Hakimi : … Düşüncesi : Davacı şirket yetkilisinin ve şirketin satışa konu tomruk ve odunları muhafaza edeceği işyerinin ve deposunun bulunmadığı hususları esas alınarak yapılan inceleme sonucu bulunan matrah farkında yasaya aykırılık bulunmadığından temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir. Savcı : … Düşüncesi : Temyiz dilekçesinde öne sürülen hususlar, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Yasasının 49.maddesinin 1.fıkrasında belirtilen nedenlerden hiçbirisine uymayıp Vergi Mahkemesince verilen kararın dayandığı hukuki ve yasal nedenler karşısında, anılan kararın bozulmasını gerektirir nitelikte görülmemektedir. Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile vergi mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir. TÜRK MİLLETİ ADINA Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü: Re'sen vergi tarhını düzenleyen Vergi Usul Kanununun 30'uncu maddesinde, defter kayıtları ve bunlarla ilgili vesikaların vergi matrahının doğru ve kesin olarak tespitine imkan vermeyecek derecede noksan usulsüz ve karışık olması, defter ve belgelerin verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması halleri re'sen vergi tarhını gerektiren sebepler arasında sayılmıştır. Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket yetkilisinin, 6.406.399.000 lira tutarındaki emtianın yıl içinde satışı yapıldığı halde sehven dönem sonu envanterinde gösterildiği, satışların %10 karla yapıldığı yolundaki ifadesi esas alınarak bulunan matrah farkına göre yapılan cezalı tarhiyatın, vergi mahkemesince yasal dayanağı bulunmadığı gerekçesiyle kaldırıldığı anlaşılmıştır. Olayda, davacı şirket yetkilisince, … m3 odun ve tomruğun dönem içinde satıldığı halde sehven sene sonu stoku olarak gösterildiği ifade edilip, bu ifadeyi içeren tutanak da ihtirazi kayıt konulmaksızın imzalanmıştır. Öte yandan, yapılan...