Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının HMK 320-(1) maddesince feragat dilekçesi sunulmasıyla evrak üzerinden yapılan incelemesi sonunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1)Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 01/01/2011 tarihinden bu yana dolaylı olarak ve 01/07/2014 tarihinden bu yana akdedilen Bayilik Sözleşmesi kapsamında doğrudan doğruya sürdürülmekte olan sözleşme ilişkisi mevcut olduğunu, anılan sözleşme çerçevesinde davacının 01/07/2014 tarihinden itibaren ve kesintisiz olarak davalının Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Malatya, Muş, Bitlis, Batman, Siirt, Van, Hakkâri, Ağrı ve Adıyaman bölgesindeki yetkili bayii olarak çalıştığını, davacının, davalı şirkette gerçekleşen idari görev değişikliklerinin ardından ve özellikle son 1 yıllık süreçte ciddi...
T.C. İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2015/935 KARAR NO : 2018/1208 DAVA : Alacak DAVA TARİHİ: 11/09/2015 KARAR TARİHİ: 08/11/2018 Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının HMK 320-(1) maddesince feragat dilekçesi sunulmasıyla evrak üzerinden yapılan incelemesi sonunda aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir. (I) TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: (1)Davacı karşı davalı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 01/01/2011 tarihinden bu yana dolaylı olarak ve 01/07/2014 tarihinden bu yana akdedilen Bayilik Sözleşmesi kapsamında doğrudan doğruya sürdürülmekte olan sözleşme ilişkisi mevcut olduğunu, anılan sözleşme çerçevesinde davacının 01/07/2014 tarihinden itibaren ve kesintisiz olarak davalının Diyarbakır, Şanlıurfa, Mardin, Şırnak, Elazığ, Tunceli, Bingöl, Malatya, Muş, Bitlis, Batman, Siirt, Van, Hakkâri, Ağrı ve Adıyaman bölgesindeki yetkili bayii olarak çalıştığını, davacının, davalı şirkette gerçekleşen idari görev değişikliklerinin ardından ve özellikle son 1 yıllık süreçte ciddi iletişim sorunları yaşamaya başladığını, bu sorunların tamamen davalı şirketin bölge ve piyasa koşulları ile uyumsuz satış/hizmet politikaları nedeniyle oluşan bu olumsuzlukların doğumunda hiçbir kusuru ve sorumluluğu bulunmamasına ve üstelik asıl ve doğrudan zarar nezdinde oluşmasına rağmen davacıya mal edilmeye çalışıldığını, davacının, davalı şirket ile sözleşme akdetmek iradesine esas olan amaç ve fayda, davalı şirketin haksız, sözleşmeye, işin nitelik vc gereğine aykırı tutum, davranış, eylem ve işlemleri nedeniyle ortadan kalktığını, sözleşme ilişkisini sürdürmenin davacı için giderek katlanılmaz hale geldiğini, davalı şirket tarafından eylemli olarak sona erdirilmiş akdî ilişkinin hukuken de sonlandırılmasının kaçınılmaz olmakla davacı ile davalı arasındaki akdi ilişki, davalının akde ve hukuka aykırı davranışlarından kaynaklanan haklı nedenlerle, tüm yasal müracaat hakları saklı tutulmak suretiyle tek taraflı olarak feshedildiğini, fesih ihbarı kendisine tebliğ olunan davalının, bu kez 01/06/2015 tarihli beyanını inkar etmek suretiyle 18/05/2015 tarihli ihbarı ile zaten feshedildiğini, münfesih bir akdin bir kez daha feshedilemeyeceğini, davacı ile davalı şirket arasında gerek sözleşmenin varlığı ve gerekse kapsamı hükümleri konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, taraflar arasındaki akdi ilişkinin davacı tarafından usulünce feshedilinceye dek ve 23/07/2015 tarihine dek sürmüş olduğu hususunda hukuki tereddüt bulunmadığını, tamamen davalı şirketin aktarılan surette gerçekleşen akde ve hukuka aykırı eylem ve işlemleri nedeniyle oluşan ve davacı ticari defler ve kayıtlarından açıkça izlenebilen gelir kaybı kaynaklı maddi zararın T.B.K. md. 112 vd. hükümleri gereğince davalı şirket tarafından karşılanması gerektiğini, davalının aynı zamanda sözleşme ile kararlaştırılan cezai şartı ödemekle de mükellef olduğunu belirterek uğramış olduğu maddî zararın tespitine, tespit olunacak maddi tazminat alacaklarına karşılık o...