Olay ve Olgular: Astsubay olan başvurana, 2011 yılında, askeri hiyerarşik üstü tarafından iki günlük oda hapsi cezası verilmiştir. Başvuran, Avrupa Mahkemesi nezdinde, hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından verilmemesinden şikâyetçi olmuştur. Daha sonra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 24 Mayıs 2012 tarihinde iptal gerekçesiyle yapılan başvurular bağlamında bu tür hürriyeti bağlayıcı ceza hakkında ilk kez karar vermiş ve bu bağlamda 22 Şubat 2013 tarihinde tazminata hükmetmiştir. Her ne kadar bunlar iç hukukla ilgili şikâyetlermiş gibi görünse de, bu yaptırımlar Sözleşme’nin 5 § 1. maddesi açısından ihlal teşkil etmekteydi. Başvuran, hukuk yollarına başvurmamıştır. Hukuki Değerlendirme – Madde 35 § 1: İlk olarak iptal için başvuruda bulunma olasılığına ilişkin olarak başvuran, bu hukuk yolunun mevcut ve uygun olduğunu makul...
Yavuz Selim Güler / Türkiye – 76476/12 15.12.2015 tarihli karar [II. Bölüm] Olay ve Olgular: Astsubay olan başvurana, 2011 yılında, askeri hiyerarşik üstü tarafından iki günlük oda hapsi cezası verilmiştir. Başvuran, Avrupa Mahkemesi nezdinde, hakkında verilen hürriyeti bağlayıcı cezanın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından verilmemesinden şikâyetçi olmuştur. Daha sonra, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, 24 Mayıs 2012 tarihinde iptal gerekçesiyle yapılan başvurular bağlamında bu tür hürriyeti bağlayıcı ceza hakkında ilk kez karar vermiş ve bu bağlamda 22 Şubat 2013 tarihinde tazminata hükmetmiştir. Her ne kadar bunlar iç hukukla ilgili şikâyetlermiş gibi görünse de, bu yaptırımlar Sözleşme’nin 5 § 1. maddesi açısından ihlal teşkil etmekteydi. Başvuran, hukuk yollarına başvurmamıştır. Hukuki Değerlendirme – Madde 35 § 1: İlk olarak iptal için başvuruda bulunma olasılığına ilişkin olarak başvuran, bu hukuk yolunun mevcut ve uygun olduğunu makul surette öngörememiş olabilir. Söz konusu zamanda yürürlükte olan kanun ile askeri disiplin suçu nedeniyle üstler tarafından verilen disiplin yaptırımlarının yargı denetimine tabi olması açık şekilde yasaklanmıştı. Bu bağlamda, Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin bu hususlardaki yerleşik içtihadına göre, bu başvurular sistematik olarak reddediliyordu. Bu nedenle Mahkeme’nin 24 Mayıs 2012 tarihli kararı, önceki kararlarından ayrılmıştır. Ancak bu durum, başvuran için yasal olarak öngörülebilir değildi. Yeni geliştirilen bir içtihadın iç hukukta alenilik kazanması ve yeterli ölçüde yasal kesinlik kazanması için normal surette altı aylık bir süre gerekliydi. Bu nedenle, başvuranların Sözleşme’nin 35 § 1. maddesi bağlamında bu hukuk yolunu kullanmalarının gerekli olabileceği tarih, 24 Kasım 2012’dir. Mevcut başvuru, 22 Ekim 2012 tarihinde yapılmıştır. Sonuç olarak, başvuran teorik olarak erişilebilir olmayan bir hukuk yolunu kullanmak zorunda değildi. Tazminat için yapılan başvuruya yönelik olarak, başvuranın oda hapsinde tutulmasının iç hukukta tamamen yasal olması; ancak Sözleşme’nin 5 § 1 (a) maddesi kapsamında ihlal teşkil etmesi kayda değerdi. Askeri Yüksek İdare Mahkemesinin kararından anlaşıldığı üzere, AYİM’in normların hiyerarşisi ve Sözleşme’nin mevzuattan üstün olmasına ilişkin yorumu, üstleri tarafından verilen hürriyeti bağlayıcı ceza gereği özgürlüklerinden mahrum bırakılan askeri personelin maddi tazmini için zemin hazırlamıştır. Bu durum, tam olarak başvuranın davası ile örtüşmektedir. Özgürlük ve güvenlik hakkına yapılan müdahalenin tespit edilmesini sağlayacağı ve tazmin olanağı sunacağı için telafi edici hukuk yolu başvuran için uygun hukuk yoluydu. Ancak, söz konusu bu hukuk yolu henüz uygulanmaktaydı. AYİM’in söz konusu kararı, 22 Şubat 2013 tarihinde verilmiş olup; bu tarih mevcut başvurunun yapıldığı tarihten sonraki bir tarihtir. Söz konusu zamanda, ne kanunun lafzı ne de Askeri Yüksek İdare Mahkemesi tarafından yorumlanması, üstleri tarafından disiplin yaptırım...