E. 2017/1167 K. 2018/38
Kısa Önizleme
ÖnizlemeMahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dilekçesinde; Acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ile manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davanın yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuku yarar bulunmadığını, dava dilekçesinde maddi tazminat, manevi tazminat ve portföy tazminatı taleplerinin olduğu ancak huzurdaki davada iki davacı olmasına rağmen hangi talebin hangi davacı ile ilintili olduğu açıklanmadığı, davacı taraf acentelik sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu nedenle davacı tarafın portföy tazminatına hak kazanmadığını, davacının müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, portföy tazminatına hak...
Karar Metni
T.C. İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/1167 KARAR NO : 2018/38
DAVA : ALACAK DAVA TARİHİ : 18/10/2017 KARAR TARİHİ : 24/01/2018
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dilekçesinde; Acentelik sözleşmesinin feshi nedeniyle denkleştirme tazminatı ile manevi tazminatın ödenmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile, Davanın yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasında hukuku yarar bulunmadığını, dava dilekçesinde maddi tazminat, manevi tazminat ve portföy tazminatı taleplerinin olduğu ancak huzurdaki davada iki davacı olmasına rağmen hangi talebin hangi davacı ile ilintili olduğu açıklanmadığı, davacı taraf acentelik sözleşmesinde yer alan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, bu nedenle davacı tarafın portföy tazminatına hak kazanmadığını, davacının müvekkili şirkete borcu bulunduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlattığını, portföy tazminatına hak kazanıldığına ilişkin ispat yükü davacı tarafa ait olduğu, müvekkil şirket ve davacı acente kayıtları incelendiğinde portföyden herhangi bir poliçenin müvekkili tarafından yenilenerek önemli bir menfaat elde edildiği veya elde edilmeye devam edildiği yönünde bir bulguya rastlanmadığı tespit edilmiş, huzurdaki davanın müvekkili şirket bakımından reddi gerektiğini, davacının kusuru ile acentelik sözleşmesi feshedildiği, müvekkil şirket davacıdan alacaklı olup, somut olayda mağduriyet yaşayan müvekkil şirket olduğu manevi tazminat şartları somut olayda mevcut olmadığı davacı tarafın manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesini istemiştir. Dava, acentelik sözleşmesinin feshinden kaynaklanan denkleştirme tazminatı ve manevi tazminatın ödenmesi istemine ilişkindir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uyuşmazlıkla ilgili Sözleşmeden doğan davalarda yetki başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddesi ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.hükmünü ihtiva etmektedir. HMK m. 17nin ikinci cümlesine göre, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Gö...