Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dilekçesinde; Davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla başlatmış olduğu İstanbul Anadolu ---- İcra Müdürlüğü --- E. sayılı dosyası ile takip dosyasında itirazın iptali ve takibin devamını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davanın yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini, müvekkil şirket 2013 Temmuz ayında şahıs şirketi olarak kurulduğu, bilahare anonim şirket statüsüne geçtiği, acentelik faaliyetleri kapsamında Hayat, Sağlık, Elementler Sigortalar ve Bireysel Emeklilik branşlarında kurumsal ve bireysel müşterilere sigorta aracılık hizmeti saglamakta olduğu, elementler ve saglık sigortaları branşında ---- Sigorta A.Ş ---- Sigorta AŞ,--- Sigorta AŞ gibi bir çok önemli sigorta şirketinin ecenteliğini gerçekleştiren müvekkil şirket davacı şirketin acenteliğini yaptığı,...
T.C. İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARAR ESAS NO : 2017/1144 KARAR NO : 2018/133
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ DAVA TARİHİ : 11/10/2017 KARAR TARİHİ : 16/02/2018
Mahkememize açılan davanın yapılan açık yargılaması sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dilekçesinde; Davalıdan olan alacağının tahsili amacıyla başlatmış olduğu İstanbul Anadolu ---- İcra Müdürlüğü --- E. sayılı dosyası ile takip dosyasında itirazın iptali ve takibin devamını talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davanın yetkili mahkemede görülmesi gerektiğini, müvekkil şirket 2013 Temmuz ayında şahıs şirketi olarak kurulduğu, bilahare anonim şirket statüsüne geçtiği, acentelik faaliyetleri kapsamında Hayat, Sağlık, Elementler Sigortalar ve Bireysel Emeklilik branşlarında kurumsal ve bireysel müşterilere sigorta aracılık hizmeti saglamakta olduğu, elementler ve saglık sigortaları branşında ---- Sigorta A.Ş ---- Sigorta AŞ,--- Sigorta AŞ gibi bir çok önemli sigorta şirketinin ecenteliğini gerçekleştiren müvekkil şirket davacı şirketin acenteliğini yaptığı, müvekkil şirketin hiçbir borcu olmadığını beyanda davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Dava, genel haciz yolu ile takipte ödeme emrine itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun uyuşmazlıkla ilgili Sözleşmeden doğan davalarda yetki başlıklı 10. maddesi "Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir" hükmünü, yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddesi ise "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır.hükmünü ihtiva etmektedir. HMK m. 17nin ikinci cümlesine göre, taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır. Bu hükme göre, yetki sözleşmesi (veya yetki şartı) yapan taraflar, aksine bir düzenleme yapmamışlarsa, dava sadece yetki sözleşmesinde kararlaştırılmış olan mahkemede açılabilir. Diğer bir deyişle, aksi belirtilmediği sürece, HMK, yetki sözleşmesinde gösterilen mahkemenin münhasır yetkili mahkeme olacağını kabul etmiştir. Bu şekilde yapılmış olan, yetki sözleşmesinin münhasır yetkili olacağı madde gerekçesinde de açıkça belirtilmiştir. Görüldüğü üzere, taraflar, salt bir münhasır yetki sözleşmesiyle, kanunun öngörmüş olduğu genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisini kaldırmış olmaktadırlar. Taraflar, bu sonucun ortaya çıkmasını istemiyorsa, yani genel ve özel yetkili mahkemelerin yetkisinin devam etmesini istiyorlarsa yetki sözleşmesinde bunu ayrıca belirtmek zorundadırlar. Buna göre, münhasır yetki sözleşmesinden kasıt, tarafların yetki sözleşmesi ile kararlaştırılan mahkemeden başka bir mahkemede dava açılamaması üzerinde anlaşmalarıdır. Her ne kadar davacı tarafça mahkememizde dava açılmışsada d...