Hüseyin Kaplan /Türkiye – 24508/09 - 1.10.2013 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar – Başvurana ait taşınmaz 1982 yılından beri bir kamu merciine tahsis edilmiş ve tapu siciline bu doğrultuda şerh düşülmüştür. Önce mera olarak tasnif edilen arazi, 1991 yılında bina arazisi olarak yeniden tasnif edilmiş ve kentsel gelişim planında bir mesleki ve teknik eğitim kurumunun inşa alanı olarak belirlenmiştir. Yirmi yıldan fazla bir süre geçmiş olup; yetkililer ne eğitim kurumunun inşasına başlamış ne de başvuranın arazisini kamulaştırmıştır. Mahkeme, belediyenin ihtilaflı araziye el koymadığı ve başvuranın iddia edilen maddi zararı ispatlamadığı gerekçesiyle, başvuranın söz konusu yetkililer hakkındaki tazminat talebini 2007 yılının Eylül ayında reddetmiştir. Başvuranın temyiz talebi de reddedilmiştir. Hukuki Değerlendirme – 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuranın mülkiyetinin...
Hüseyin Kaplan /Türkiye – 24508/09 - 1.10.2013 tarihli Karar [II. Bölüm] Olaylar – Başvurana ait taşınmaz 1982 yılından beri bir kamu merciine tahsis edilmiş ve tapu siciline bu doğrultuda şerh düşülmüştür. Önce mera olarak tasnif edilen arazi, 1991 yılında bina arazisi olarak yeniden tasnif edilmiş ve kentsel gelişim planında bir mesleki ve teknik eğitim kurumunun inşa alanı olarak belirlenmiştir. Yirmi yıldan fazla bir süre geçmiş olup; yetkililer ne eğitim kurumunun inşasına başlamış ne de başvuranın arazisini kamulaştırmıştır. Mahkeme, belediyenin ihtilaflı araziye el koymadığı ve başvuranın iddia edilen maddi zararı ispatlamadığı gerekçesiyle, başvuranın söz konusu yetkililer hakkındaki tazminat talebini 2007 yılının Eylül ayında reddetmiştir. Başvuranın temyiz talebi de reddedilmiştir. Hukuki Değerlendirme – 1 No.lu Protokol’ün 1. Maddesi: Başvuranın mülkiyetinin çekişmesiz kullanımı hakkına bir müdahale söz konusu olmuştur. Bu durum, başvuranın tapu sicilinin kanun önünde bozulmamış olarak kalması bakımından mülkiyetinden resmen yoksun bırakılmamış olmasına rağmen, arazisini kullanma potansiyelinin tartışmasız şekilde kısıtlanmasına yol açmıştır. Başvuranın arazisine erişimi engellenmemiş ya da arazisinin kontrolü elinden alınmamıştır ve ilke olarak, güç bir iş olsa da başvuran arazisini halen satabilir. Ancak, 1982 yılında kamu merciine tahsis edilmesinden bu yana, arazi belirli kısıtlamalara tabi tutulmuştur. Kentsel gelişim planı kapsamında, bu arazinin ilk önce mera alanı şeklindeki tasnifi 1991 yılında bina arazisi olarak yeniden yapılmış ve arazinin kentsel gelişim planı kapsamında bir okul inşa edilmek üzere tahsis edildiği için kamulaştırılacak olması sebebiyle üzerine bina yapılması yasağı getirilmiştir. Kentsel gelişim gibi karmaşık ve zor bir alanda, Sözleşmeci Devletlere kendi şehir planlama politikalarını uygulamaları amacıyla geniş bir takdir yetkisi verilmiştir. Başvuranın mülkiyetinin çekişmesiz kullanımı hakkına yapılan müdahale, kamu menfaatinin gereklerini yerine getirmiştir. Bununla birlikte, başvuran, ilgili dönem boyunca kendi mülkünün geleceğine ilişkin olarak bütünüyle belirsiz bir konumda bırakılmıştır. İlgilinin mülkü, 20 Mart 2013 tarihinde halen kamulaştırılmamış durumdadır. Bu durum, başvuranın bina arazisi olarak tahsis edilen alanı üzerine ağaç dikmek veya bina inşa etmek için kullanamaması nedeniyle, kendi mülkiyet hakkını tam olarak kullanmasına engel olmuştur. Buna ek olarak, bahse konu durum başvuranın arazisini satma şansını önemli ölçüde düşürmesi bakımından zarar verici sonuçlar doğurmuştur. Son olarak, başvuranın uğradığı kayıp hiçbir şekilde tazmin edilmemiştir. Dolayısıyla, başvuran bir tarafta kamu menfaatinin gereklilikleri ile diğer tarafta kendi mülkiyetinin çekişmesiz kullanımı hakkının korunması arasında mevcut olması gereken adil dengeyi bozan bireysel ve aşırı bir külfeti taşımak zorunda kalmıştır. Sonuç: ihlal (oy birliğiyle). Madde 41: henüz karara bağlanmamışt...