Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkin davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin sektöründe tanınmış ve yüksek itibar sahibi olduğunu, tanınmış "......" ibaresi üzerinde 1997 yılından beri gerçek hak sahibi olduğunu, davalının dava konusu markaları ile müvekkillerine ait markaların aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirketin davaya konu markalarının SMK'nın 6/2 maddesi gereği hükümsüz kılınması gerektiğini, dava konusu marka başvurularının kötüniyetle yapıldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin davalının söz konusu tescile onay verme durumunun hayatın olağan akışına aykırı olacağını, Türkiye ve Rusya Federasyonu'nun 1954...
T.C. BAKIRKÖY 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : 2018/349 KARAR NO : 2019/324
DAVA : Marka Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkin DAVA TARİHİ : 26/07/2018 KARAR TARİHİ : 03/10/2019 Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkin davasının yapılan açık yargılamasının sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA : Davacı vekili dava dilekçesi ile, müvekkili şirketin sektöründe tanınmış ve yüksek itibar sahibi olduğunu, tanınmış "......" ibaresi üzerinde 1997 yılından beri gerçek hak sahibi olduğunu, davalının dava konusu markaları ile müvekkillerine ait markaların aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, dava konusu markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, davalı şirketin davaya konu markalarının SMK'nın 6/2 maddesi gereği hükümsüz kılınması gerektiğini, dava konusu marka başvurularının kötüniyetle yapıldığını, haksız rekabet teşkil ettiğini, müvekkili şirketin davalının söz konusu tescile onay verme durumunun hayatın olağan akışına aykırı olacağını, Türkiye ve Rusya Federasyonu'nun 1954 tarihli hukuk usulüne dair Lahey Sözleşmesine taraf olduğunu, davalının markayı 19/08/2014 tarihinde tescil ettirdiğini, zamanaşımı süresinin dolmadığını, yasal dayanağın yürürlükteki SMK olduğunu, tüm bu nedenlerle dava konusu markaların hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı vekili cevap dilekçesi ile, davanın yetkisiz yerde açıldığını, davacı şirketin iki ülke arasında karşılıklılık sözleşmesi olmaması durumunda teminat yatırması gerektiğini, 10/01/2017 tarihinden önce yapılan başvurulara ilişkin uyuşmazlıklarda 556 sayılı KHK'nın uygulanmaya devam edeceğini, "......" markasının tescilinden itibaren hükümsüzlük davası açmak için 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkillerinin, davacının Türkiye'deki yetkili satıcısı olduğunu, ürünleri tüm Türkiye'ye tanıtmak için çaba harcadığını, markaların tescilinin 3.kişilerin haksız kullanımlarını engellemek için davacı şirketin onayı ile yapıldığın,ı, davacı tarafın markaların tescil edildiği tarihten bu yana durumu bilmesine karşın dava açmadığını, müvekkilinin iyiniyetini bildiğini, davalı şirketin kötüniyet içeren tek bir davranışının bile olmadığını, bu nedenle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇE : Yargılama sırasında deliller toplanmış; davalı vekilince davacı tarafından gönderilen ihtarnameye cevap dosyaya sunulmuş, Türk Patent ve Marka Kurumu'ndan davalıya ait ...... markaların sicil kayıtları celp olunmuş, davacı vekilince davacı şirkete ait Rusya Federasyonu'nda tescilli "......" markalarına yönelik ...... nolu tescil belgeleri tercümeli hali ile dosyaya sunulmuştur. Davalı tanığının duruşmada alınan yeminli beyanında; 2013 yılı Nisan ayından beri davalı şirkette dış ticaret müdürü olarak çalıştığını, ...... grubun yani davalı şirketin dav...