18.4.2024 tarihli Resmi Gazete'de Anayasa Mahkemesinin 14/3/2024 Tarihli ve E: 2023/79, K: 2024/80 Sayılı Kararı yayımlanmıştır.
“İptali istenen 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 110/II "Motorlu araç kazalarından dolayı hukuki sorumluluğa ilişkin davalar, sigortacının merkez veya şubesinin veya sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemelerinden birinde açılabileceği gibi kazanın vuku bulduğu yer mahkemesinde de açılabilir." düzenlemesini içermektedir. Maddenin düzenlediği "hukuki sorumluluğa ilişkin davalar" sigorta şirketlerine karşı ya da sigorta şirketlerinin açacağı motorlu araç kazalarından kaynaklı tazminat, alacak ve bu davalar sonrasında sorumlulara karşı rücu davalarını da kapsamaktadır. Mahkememizdeki dava da sigorta tazminatı rücu davasıdır. Madde, sigortacının merkezinin bulunduğu yer mahkemesini, sigortacının şubesinin bulunduğu yer mahkemesini, sigorta sözleşmesini yapan acentenin bulunduğu yer mahkemesini ve kazanın vuku bulduğu yer mahkemesini seçimlik yetkili mahkeme olarak belirlemiştir. Yetkili olarak belirlenen mahkemelerden "sigortacının merkezinin bulunduğu yer mahkemesi" ibaresi aşağıda açıklanacağı üzere Anayasaya aykırıdır. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Devletin temel amaç ve görevleri" başlıklı 5. maddesine göre; "Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır." İptali istenen yasa ibaresi ile belli bir ekonomik zümreye "sigorta şirketleri" zümresine özel yetki düzenlemesi getirilmiştir. Hukuk yargılamasını düzenleyen 6100 sayılı HMK ile mahkemelerin yetkisini düzenleyen başka yasalardaki özel yetki hükümlerinin hiçbirinde belli bir siyasi, sosyal ya da ekonomik bir zümreye ayrı yetki düzenlemesi yapılmamıştır. Bu hüküm açıkça Anayasanın 5. maddesinde düzenlenen devletin temel amaç ve görevleri arasında yer alan Türk Milletinin ve kişilerin temel hak ve hürriyetlerini, adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan bir düzenlemedir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Kanun önünde eşitlik" başlıklı 10. maddesine göre; "Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir." İptali istenen yasa ibaresi ile belli bir ekonomik zümreye, "sigorta şirketleri" zümresine özel yetki düzenlemesi getirerek kanun önünde eşitlik ilkesi ihlal edilmiştir. 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlanması" başlıklı 13. maddesine göre; "Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin ger...