Dijital Yargı

Hukuk Platformu

ANA MENÜ

  • Dashboard

ARAÇLAR

  • Karar AraHybrid
  • Detaylı İçtihat
  • Dilekçe Üret
  • Mevzuat6 tür
  • DoktrinYakında

HESAP

  • Abonelik
  • Hesabım
Giriş YapÜcretsiz Dene
Anasayfa/İçtihat/Anayasa Mahkemesi/E. 2018/144 · K. 2019/72
Anayasa Mahkemesi

Anayasa Mahkemesinin 19/9/2019 Tarihli ve E: 2018/144, K: 2019/72 Sayılı Kararı

E. 2018/144K. 2019/7226 Kasım 2019
PDF İndir
AI Özet yükleniyor...

Kısa Önizleme

Önizleme

10., 13. ve 36 nci maddesi yönünden) 1982 Anayasası’nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, dördüncü fıkrasında ise; Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları, hüküm altına alınmıştır. Bu madde ile hukuksal eşitlik amaçlanmıştır. Eşitlik ilkesi, aynı hukuksal durumda bulunanlara aynı kuralların uygulanmasını gerektirir. Anayasa’nın 13 üncü maddesinde; temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa‘nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı...

Karar Metni

“... (Anayasa’nın 10., 13. ve 36 nci maddesi yönünden) 1982 Anayasası’nın 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında; herkesin, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşit olduğu, dördüncü fıkrasında ise; Devlet organları ve idare makamlarının bütün işlemlerinde kanun önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek zorunda oldukları, hüküm altına alınmıştır. Bu madde ile hukuksal eşitlik amaçlanmıştır. Eşitlik ilkesi, aynı hukuksal durumda bulunanlara aynı kuralların uygulanmasını gerektirir. Anayasa’nın 13 üncü maddesinde; temel hak ve özgürlüklerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa‘nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak yasayla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların Anayasa’nın sözüne ve ruhuna demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı belirtilmiştir. Hak arama hürriyetinin Anayasa‘nın 13 üncü maddesine göre sınırlandırılması, hakkın özüne dokunmaksızın ve Anayasada belirtilen özel sınırlandırma sebeplerine uygun olarak kanunla yapılır, Buna göre sınırlandırma; Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin gereklerine, laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz. Kanunla sınırlandırma yapılırken, kanun hükümlerinin açık, net ve anlaşılır olması gerekmektedir. Aksi takdirde, sınırlandırma keyfi uygulamalara neden olabilir, Hakkın özüne dokunmama, ilgili hakkı sınırlandırmanın, o hakkın kullanımını engelleyecek derecede ağır ve özüne dokunan bir sınırlandırma bu ilkeye aykırı olacaktır. Adil yargılanma hakkını düzenleyen Anayasa’nın 36 ncı maddesinde, “Herkes meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir. Hiçbir mahkeme, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamaz.” denilmektedir. Maddeyle güvence altına alınan dava yoluyla hak arama özgürlüğü, bir temel hak niteliği taşımasının ötesinde diğer temel hak ve özgürlüklerden gereken şekilde yararlanılmasını ve bunların korunmasını sağlayan en etkili güvencelerden birini oluşturmaktadır. Kişinin uğradığı bir haksızlığa veya zarara karşı kendisini savunabilmesinin ya da maruz kaldığı haksız bir uygulama veya işleme karşı haklılığını ileri sürüp kanıtlayabilmesinin, zararını giderebilmesinin en etkili ve güvenceli yolu, yargı mercileri önünde dava hakkını kullanabilmesidir. Kişiler yargı mercileri önünde dava hakkı tanınması adil yargılamanın ön koşulunu oluşturur. Anayasa’nın “Yargı Yolu” başlıklı 125 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ise; idari işlemlere karşı açılacak davalarda sürenin, yazılı bildirim tarihinden başlayacağı hüküm altına alınmıştır. Bu açıklamalar ışığında iptal istemine konu yasa kuralı ve elektronik ortamda tebligat müessesesinin değerlendirilmesine gelecek olursak; Dava açma süresinin başlangıcında asıl olan, yukarıda anılan Anayasa‘nın 125 inci maddesinde be...

Atıf Yapılan Mevzuat

full_scan_v1Kanun

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 102

(Değişik: 28/11/2017-7061/17 md.)

full_scan_v1Kanun

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 21

Tebliğ, vergilendirmeyi ilgilendiren ve hüküm ifade eden hususların

full_scan_v1Kanun

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 5

Aşağıda yazılı kimseler görevleri dolayısiyle, mükellefin ve mükellefle

full_scan_v1Kanun

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 51

(Mülga: 29/7/1970-1319/41 md.)

full_scan_v1Kanun

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, m. 7

, Ek Geçici Madde 8, Usulsüzlük

full_scan_v1Kanun

7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 21

(Değişik: 6/6/1985 - 3220/7 md.)

full_scan_v1Kanun

7201 sayılı Tebligat Kanunu, m. 51

Mali tebliğler, kendi kanunlarında sarahat bulunmıyan hallerde, bu

Benzer Kararlar

Anayasa Mahkemesi

E. 2017/158 · K. 2018/89

27 Kasım 2018

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/143 · K. 2019/39

12 Temmuz 2019

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/154 · K. 2019/11

25 Nisan 2019

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/151 · K. 2019/36

26 Temmuz 2019

Anayasa Mahkemesi

E. 2018/161 · K. 2019/13

10 Nisan 2019

Anayasa Mahkemesi

E. — · K. 2019/18

16 Mayıs 2019