Anayasanın Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, yine Anayasanın Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı 5. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” şeklinde düzenlemelerin bulunduğu, hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesinin...
“... Anayasanın Cumhuriyetin nitelikleri başlıklı 2. maddesi “Türkiye Cumhuriyeti, toplumun huzuru, milli dayanışma ve adalet anlayışı içinde, insan haklarına saygılı, Atatürk milliyetçiliğine bağlı, başlangıçta belirtilen temel ilkelere dayanan, demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devletidir.”, yine Anayasanın Devletin temel amaç ve görevleri başlıklı 5. maddesi “Devletin temel amaç ve görevleri, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan siyasal, ekonomik ve sosyal engelleri kaldırmaya, insanın maddi ve manevi varlığının gelişmesi için gerekli şartları hazırlamaya çalışmaktır” şeklinde düzenlemelerin bulunduğu, hukuki belirlilik ve güvenlik ilkesinin hukuk devleti ilkesinin zorunlu unsuru olduğu, bu kapsamda sarkıntılık eylemine ilişkin yasal düzenlemeleri ihtiva eden ve dosyada doğrudan uygulanma imkanı bulunan 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesi hükmü ile bu hükümle doğrudan bağlantılı olan TCK’nın 103. maddesinin 1. fıkrasının 3 ve 4. cümlelerinin hukuk devleti ilkesi yönünden Anayasanın 2 ve 5. maddelerine aykırı olduğu anlaşılmıştır. Sarkıntılık Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlükte “genellikle kadınlara sataşma, laf atma, rahatsız etme, huzur bozma, tasallut” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanımlama genel itibariyle cinsel taciz eylemine yakın bir tanım olarak görülmektedir. Ancak sarkıntılık fiiline ilişkin Yargıtay uygulamasının vücuda temas içeren nitelikteki eylemleri sarkıntılık kapsamına aldığı tereddütsüzdür. Nitekim yasal düzenleme de vücuda temas içeren suçlara ilişkin kanun maddesinde yer almıştır. Sarkıntılık fiili hem 5237 sayılı TCK’nın 102. maddesinde hem de 5237 sayılı TCK’nın 103. maddesinde düzenlenmiştir. Yani sarkıntılık fiili hem mağdur yetişkinler hem de mağdur çocuklar yönünden uygulanmasına dair düzenleme yapılmıştır. Yalnızca ceza miktarı yönünden bir farklılık oluşturulmuştur. Anayasanın kanun önünde eşitlik başlıklı 10. maddesinde “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir. (ek fıkra: 7/5/2004-5170/1 md.) Kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Devlet, bu eşitliğin yaşama geçmesini sağlamakla yükümlüdür. (ek cümle: 7/5/2010-5982/1 md.) Bu maksatla alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı olarak yorumlanamaz. (ek fıkra: 7/5/2010-5982/1 md.) Çocuklar, yaşlılar, özürlüler, harp ve vazife şehitlerinin dul ve yetimleri ile malul ve gaziler için alınacak tedbirler eşitlik ilkesine aykırı sayılmaz” şeklinde düzenlemenin bulunduğu, anayasa koyucunun çocukların korunması hususunda yetişkinlere nazaran bir takım tedbirlerin alınmasına cevaz verdiği ortadadır. Yine Anayasanın Ailenin korunması ve çocuk hakları başlıklı 41. maddesinin 2. fıkrasının “Devlet, aileni...