DAVACININ TALEBİ : Davacı taraf dava dilekçesinde özet olarak davalı... San. Ve Tic. A.Ş 'nin Yıldırım Vergi Dairesine bağlı olarak faaliyet yürüttüğünü, yapılan denetimler sırasında Vergi Müfettiş Yardımcısı tarafından hazırlanan raporda şirketin tek ortağı görünen ... ..'un beyanına göre .. ...'ın %50 payla gizli hissedar olduğunun ortaya çıktığını, bu sebeple diğer davalı Mehmet Kılınç'ın sahte fatura düzenlemek gibi yasadışı işlemlere karıştığını, adı geçenin şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile vergi borcunu karşılayacak miktarda ihtiyati tedbir uygulanmasını karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ CEVABI : Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava H.M.K.'nın 106. maddesi çerçevesinde açılmış bir tespit davasıdır. Anılan hükmün ikinci fıkrasında tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunması gerektiği emredilmiş bulunduğundan, öncelikle...
. T.C. BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR ESAS NO : 2019/779 KARAR NO : 2020/252
BAŞKAN : ... ÜYE :... ÜYE :.. KATİP :...
DAVACI :... VEKİLİ : Av. ... DAVALILAR : 1- ..... 2-...
DAVA : Tespit DAVA TARİHİ : 30/07/2019 KARAR TARİHİ : 04/03/2020 Mahkememizde görülen davanın açık yargılamasında, DAVACININ TALEBİ : Davacı taraf dava dilekçesinde özet olarak davalı... San. Ve Tic. A.Ş 'nin Yıldırım Vergi Dairesine bağlı olarak faaliyet yürüttüğünü, yapılan denetimler sırasında Vergi Müfettiş Yardımcısı tarafından hazırlanan raporda şirketin tek ortağı görünen ... ..'un beyanına göre .. ...'ın %50 payla gizli hissedar olduğunun ortaya çıktığını, bu sebeple diğer davalı Mehmet Kılınç'ın sahte fatura düzenlemek gibi yasadışı işlemlere karıştığını, adı geçenin şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti ile vergi borcunu karşılayacak miktarda ihtiyati tedbir uygulanmasını karar verilmesini talep etmiştir. DAVALININ CEVABI : Davalı taraf davaya cevap vermemiştir. DELİLLER ve GEREKÇE: Derdest dava H.M.K.'nın 106. maddesi çerçevesinde açılmış bir tespit davasıdır. Anılan hükmün ikinci fıkrasında tespit davası açılmasında hukuki yarar bulunması gerektiği emredilmiş bulunduğundan, öncelikle hukuki yararın varlığını belirlemek gerekir. Aksi halde uzun uğraşlar sonucu elde edilecek tespit hükmünün hukuki sonuç doğurmaya elverişli olmayan, şeklî bir karar olarak kalması muhtemeldir. İlk bakışta muvazaalı işlemlerin varlığı konusunda ciddi karineler bulunması, vergi mükellefi şirketle muvazaalı işlemler yapan kişilerin şirketle gerçek bağlantılarının bir mahkeme kararıyla tespit edilerek müteakip işlemlerin bu karar esas alınarak yürütülmesi yönünden davada hukuki yararın var olduğu söylenebilir. Ancak aşağıda açıklayacağımız gerekçelerle davada hukuki yarar bulunmadığı sonucuna varılmış ve dava şartı yokluğundan davanın reddi uygun görülmüştür. Davacı idare, iş bu tespit talebini iki ayrı uygulamaya esas olmak üzere ileri sürmüş olabilir. Bunlardan birincisi limited şirket ortağının sorumluluğunu düzenleyen 6183 Sayılı A.A.T.U. Kanununun 35. maddesine istinaden, gizli ortakları görünüşteki ortaklarla birlikte (veya görünüşteki ortaklar gibi) sorumlu tutabilmek, ikincisi aynı kanunun 17/3ncü maddesinde düzenlenen "Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti" hakkında deliller elde etmek. Her iki seçenekte de eldeki tespit davasının yararlı olmayacağı, bu sebeple davada hukuki yarar da bulunmadığını aşağıda açıklayacağız. Limited Şirket Ortağının Sorumluluğunu Düzenleyen 35nci Madde Yönünden: Öncelikle belirtelim ki kural olarak limited şirketlerde ortaklar sermaye taahhüt borçlarını ödemiş iseler, kamu borçları hariç olmak üzere şirket borçlarından şahsen sorumlu değildir. Ancak ortağın sermaye borcu varsa, sermaye borcu tutarı kadar şirkete borçlu olduğu kabul edilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 573. maddesinde bu husus açıkça zikredilmiştir. Kanunun 587. Maddesinde ise tescil ve ilan hükümlerine yer veril...