Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.03.2013 tarihinde eşinin rızasının arandığı halde eşi rıza vermediğinden ve eşten rıza alınmadığından kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu, 11.04.2013 tarihli ve 28615 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan 6455 Sayılı Kanunun 77'nci maddesi İle Borçlar Kanununun söz konusu 584'üncü maddesine eklenen fıkranın yürürlük tarihi yayım tarihi olduğundan somut olayda uygulanamayacağını, çok sayfalı tip sözleşmelerde sayfalardan her birine müvekkilinin imza atmaması ve bu türden açıklamaların bulunmaması kefalette şekile ve ayrıca genel işlem koşullarına ilişkin emredici hükümlere aykırı olduğunu, müvekkili, mahkemenizde ikame ettiği işbu davanın harç ve sair giderlerini karşılayabilecek mali güce sahip olmadığını, anayasal bir hak olan hak...
T.C. İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : 2017/164 ESAS KARAR NO : 2022/65
DAVA : MENFİ TESPİT DAVA TARİHİ : 02/08/2017
KARAR TARİHİ : 10/02/2022
Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davalarının yapılan açık yargılaması sonunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 25.03.2013 tarihinde eşinin rızasının arandığı halde eşi rıza vermediğinden ve eşten rıza alınmadığından kefalet sözleşmesinin kesin hükümsüz olduğunu, 11.04.2013 tarihli ve 28615 Sayılı Resmi Gazete'de Yayımlanan 6455 Sayılı Kanunun 77'nci maddesi İle Borçlar Kanununun söz konusu 584'üncü maddesine eklenen fıkranın yürürlük tarihi yayım tarihi olduğundan somut olayda uygulanamayacağını, çok sayfalı tip sözleşmelerde sayfalardan her birine müvekkilinin imza atmaması ve bu türden açıklamaların bulunmaması kefalette şekile ve ayrıca genel işlem koşullarına ilişkin emredici hükümlere aykırı olduğunu, müvekkili, mahkemenizde ikame ettiği işbu davanın harç ve sair giderlerini karşılayabilecek mali güce sahip olmadığını, anayasal bir hak olan hak arama özgürlüğünün sırf müvekkilimin işbu davanın harç ve giderlerin karşılamayacağından dolayı kısıtlanmaması için sayın mahkemenizden, HMK'nın 334 ila 340. maddeleri uyarınca adli yardım talebinde bulunduklarını, yukarıda izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik; öncelikle adli yardım talebi hakkında karar verilerek, müvekkilinin adli yardımdan istifade etmesine karar verilmesini, davanın kabulünü, davalının takip konusu miktarın %20'sinden aşağı olmamak üzere haksız icra tazminatına mahkumiyetini, yargılama giderlerinin ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sözleşmenin hükümsüzlüğüne ilişkin beyanının hukuka aykırı ve mesnetsiz olduğunu, davacının adli yardım talebinin yasada düzenlenen şartları taşımadığından kabul edilir yanının olmadığını, davacının son derece kötü niyetli olup, mal kaçırdığından dolayı hakkında açılan tasarrufun iptali davalarından sıyrılmak gayesinde olduğunu, açıklanan nedenlerle menfi tespit davasının reddini, kötü niyetli davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, masraflar ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Birleşen dosya davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ile dava dışı... Ltd. Şti. arasında 25.03.2013 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığını, müvekkilinin eşi ...'ın müteselsil kefil olarak kayıt altına alındığını, akdedilen 25.03.2013 tarihli genel kredi sözleşmesinde evli kişiler bakımından eşin kefalet sözleşmesinde yazılı rızasının olması gerektiğini, eş rıza vermemişse veya eşten rıza alınamamışsa kefalet sözleşmesinin hükümsüz olduğunu, 25.03.2013 tarihinde yapılan kredi sözleşmesinde müvekkilinin rızasının olmadığını, bu sebeple kredi sözleşmesinin hükümsüz olduğunu beyan ederek, davanın kabulüne, kefalet sözleşmesinin iptaline karar ...