İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında bayilikten ötürü uzun yıllara dayanan ticari ve hukuksal ilişkinin mevcut olduğunu, davalı borçlarını mahsup etmeden alacaklarını kat ihtarnamesiyle talep ettiği iddiasına dayanarak cebri icrayla tahsile giriştiğini, cebren tahsiline başlanan anaparayla faiz tutarlarıysa hesap mutabakatı yapılmaksızın ancak yargılama neticesinde belirlenebileceğini, borçlarını mahsup etmeden sadece alacakların cebren tahsilatına başlanması sonucu ağır maddi ve manevi kayıplara uğranıldığını, icra takibi yasaların hükümlerine uygun olarak açılmadığını ve devam ettirilmediğini, hesabın davalı tarafından...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO: 2017/4872 Esas KARAR NO : 2019/820 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2017 NUMARASI : 2016/233 E. - 2017/412 K. DAVANIN KONUSU: Tespit KARAR TARİHİ: 11/04/2019 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. ve 356. maddeleri gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :Davacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında bayilikten ötürü uzun yıllara dayanan ticari ve hukuksal ilişkinin mevcut olduğunu, davalı borçlarını mahsup etmeden alacaklarını kat ihtarnamesiyle talep ettiği iddiasına dayanarak cebri icrayla tahsile giriştiğini, cebren tahsiline başlanan anaparayla faiz tutarlarıysa hesap mutabakatı yapılmaksızın ancak yargılama neticesinde belirlenebileceğini, borçlarını mahsup etmeden sadece alacakların cebren tahsilatına başlanması sonucu ağır maddi ve manevi kayıplara uğranıldığını, icra takibi yasaların hükümlerine uygun olarak açılmadığını ve devam ettirilmediğini, hesabın davalı tarafından kat edildiği iddia edildiği tarih itibarıyla karşılıklı alacak ve borçların kalem kalem tespit edilerek varsa kalan alacak bakiyelerinin talep edilebilmesi amacıyla iş bu tespitle birlikte, varsa doğmuş ve doğacak zararlarının izalesi için de talepte bulunmak zorunda kalındığını, gider, harç ve masraflarını ödedikten sonra dava dilekçelerini sunacaklarını beyan etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davacının dava dilekçesinde açık bir şekilde talep kısmının açıklanmamasının HMK 119/1-ğ hükmüne aykırı olduğunu, dava dilekçesinin bu haliyle kabulünün mümkün olmadığını, davacının talebinin ne olduğu anlaşılamamakla birlikte müvekkili şirkete karşı herhangi bir alacak vb. dava hakkının da bulunmadığını bildirerek usule aykırı ve esastan yoksun davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24.05.2017 tarihli 2016/233 E. - 2017/412 K. sayılı kararıyla; 14.12.2016 tarihli celsede davacı vekiline HMK'nın 119.maddesi uyarınca dava dilekçesindeki eksikliklerin ve dava harcının ikmali için 1 haftalık kesin süre verildiği, davacı vekiline meşruhatlı davetiyenin 16.03.2017 tarihinde tebliğ edildiği, verilen 1 haftalık sürede eksikliklerin giderilmediği ve bu nedenle davacı vekilinin ıslah talebinin reddine karar verildiği gerekçesiyle, HMK'nın 119 ve 115/2 maddeleri gereğince davanın usulden reddine karar vermiştir. Davacılar vekilinin gerekçeli karar tebliğinden önce ibraz ettiği, 07.06.2017 tarihli (süre tutum talepli) istinaf dilekçesinde; kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, gerekçeli kararın tebliğini müteakip istinaf gerekçelerini sunacaklarını yurt dışında olup tebligatlara vakıf olamadığını, yazılı ıslah talebinin yargılama da gözardı edildiğini, sözlü talebinin zapta geçirilmediğini beyanla mahk...