İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/03/2017 tarihli kararına karşı, davalı ve davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize intikal etmekle, yapılan duruşmalı inceleme sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "her ne kadar davalı taraf, İstanbul ... İcra Müdürlüğünde müvekkili aleyhine 441.885,23 TL'lik bir icra takibi başlatmış ise de, bunun 41.885,23 TL'lik kısmının faizden kaynaklandığını ve müvekkilinin bu miktarda faiz borcu olmadığını, taraflar arasında 18/11/2013 tarihinde Kredi Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede ana paranın 400.000 USD olduğunu, faizin ise %10 olduğunu, ancak bu kredi sözleşmesi incelendiğinde bunun TTK hükümlerine aykırı ve geçersiz olduğunu, zira o dönemde müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olan.... isimli şahsın, krediyi veren .... şirketinin de ortağı ve yetkilisi...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2017/4287 Esas KARAR NO : 2018/1135 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 22/03/2017 NUMARASI : 2015/1151E. - 2017/204 K. KARAR TARİHİ : 09/05/2018 İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından verilen 22/03/2017 tarihli kararına karşı, davalı ve davacı tarafın istinaf başvurusu üzerine dosya dairemize intikal etmekle, yapılan duruşmalı inceleme sonucunda, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "her ne kadar davalı taraf, İstanbul ... İcra Müdürlüğünde müvekkili aleyhine 441.885,23 TL'lik bir icra takibi başlatmış ise de, bunun 41.885,23 TL'lik kısmının faizden kaynaklandığını ve müvekkilinin bu miktarda faiz borcu olmadığını, taraflar arasında 18/11/2013 tarihinde Kredi Sözleşmesi yapıldığını, bu sözleşmede ana paranın 400.000 USD olduğunu, faizin ise %10 olduğunu, ancak bu kredi sözleşmesi incelendiğinde bunun TTK hükümlerine aykırı ve geçersiz olduğunu, zira o dönemde müvekkili şirketin yönetim kurulu üyesi ve imza yetkilisi olan.... isimli şahsın, krediyi veren .... şirketinin de ortağı ve yetkilisi olduğunu, böylece sözleşmeyi imzalayan bu şahsın hem kredi alan hem kredi veren durumunda olduğunu, bunun TTK 395. maddesinde yazılı "şirketle muamele yapma yasağı'na aykırı olduğunu, bu kısmın şirket genel kurulu kararı olmadan sözleşmeyi imzaladığını, o dönemde USD mevduat faizi %2,5, USD kredi faizi %3,58 iken %10 faiz kararlaştırıldığını, böylece kredi veren şirketin menfaatleri önde tutularak, müvekkili şirketin zarara uğratıldığını, bu sözleşmenin batıl olduğunu, 400.000 USD alacağa bir itirazları olmadığını ancak %10'luk faiz kararlaştırılmasını kabul etmediklerini," iddia ile asıl alacak imiş gibi yansıtılan 41.885,23 USD'lik faiz tutarı yönünden borçlu olmadıklarının tespitini, konulan hacizlerin kaldırılmasını, davalının mal ve alacaklarına tedbir konulmasını, en az %20 tazminata hükmolunmasını, talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde, "taraflar arasında imzalanan kredi sözleşmesi gereği, 17 Kasım 2014'te %10 faiziyle birlikte geri ödenmek üzere davacının hesabına 400.000 USD gönderildiğini, vadesinde borç ödenmediğinden davacıya ihtar gönderildiğini, davacının ihtarnameye itiraz etmediğini ve borcu ödemediğini, bunun üzerine davacı aleyhine 2015/5209 sayılı dosya üzerinden icra takibi başlattıklarını, davacının bu takiple ilgili olarak asıl borca ve işlemiş faizlere bir itirazda bulunmadığını, ancak sözleşmenin 8. maddesine göre Dubai Mahkemelerinin ve Dubai İcra Dairelerinin yetkili olduğunu ve Dubai hukukunun uygulanacağını iddia ederek yetki itirazında bulunduğunu, ancak İstanbul 8. İcra Hukuk Mahkemesinin bu itirazı kaldırdığını, MÖHHK 47.maddesi gereği Türk Mahkemelerinin yetkili olmadığını, Türk Mahkemelerinden ancak tenfiz istenebileceğini, kredi sözleşmesi borçlu tarafından benimsendiğinden, davacının TTK 395.maddesine göre butlan iddi...