İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait aracı 23/07/2010 tarihinde davalının çalıştığı ve fiilen yönettiği oto servisine tamir ettirmek istediğini, davalının aracın hasar ihbarının yapılması ve bunu kendisinin yapacağını söyleyerek müvekkilinden imzalı kağıt aldığını, ancak davalının daha sonra bu belgeyi bono haline dönüştürerek müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iddialarını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini,...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I DOSYA NO : 2017/5294 Esas KARAR NO : 2018/1206 İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 12/07/2017 NUMARASI : 2011/249 2017/638 DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit KARAR TARİHİ : 21/05/2018 İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili, müvekkilinin kendisine ait aracı 23/07/2010 tarihinde davalının çalıştığı ve fiilen yönettiği oto servisine tamir ettirmek istediğini, davalının aracın hasar ihbarının yapılması ve bunu kendisinin yapacağını söyleyerek müvekkilinden imzalı kağıt aldığını, ancak davalının daha sonra bu belgeyi bono haline dönüştürerek müvekkili hakkında icra takibi başlattığını, konu ile ilgili suç duyurusunda bulunduklarını belirterek müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının iddialarını yazılı belge ile kanıtlaması gerektiğini, davacının müvekkilinden aldığı borç para karşılığında senet düzenlediğini, ancak vadesinde ödemediğini, senet üzerinde herhangi bir tahribat olmadığını, davacının tamir işlemleri için dosyaya sunduğu 24/07/2010 tarihli belgenin ise davacı adına yeğeni tarafından imzalanmış ve müvekkili ile hiçbir ilgisi olmayan bir belge olduğunu ileri sürmüştür. Mahkemece, toplanan delillere ve bilirkişi raporlarına göre; davacının borcun varlığını inkar ettiği, ispat külfetinin davalıda olduğu, dava konusu senetteki imzanın davacıya ait olup, senedin imzadan sonra düzenlenip düzenlenmediği, boş imzalı kağıdın senet haline dönüştürülüp dönüştürülmediği hususunda kesin bir tespitte bulunmanın mümkün olmadığı, kenarlarının sonradan kesilip kesilmediği, A4 kağıdından kesilmek suretiyle oluşturulup oluşturulmadığı hususlarında kesin bir tespitte bulunmanın uygun olmayacağı, senet üzerinde bulunan matbu yazıların aynı cins bilgisayar yazıları kullanılarak yazıldığı kanaatinin Jandarma kriminal raporunda belirtildiği, davalı hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan açılan davada yargılama sonucunda beraat kararı verildiği, söz konusu senedin TTK'nun 776.maddesindeki unsurları taşıdığı ve temel ilişkiden mücerret borç ikrarı içerdiği, davacının boş kağıda imza atmasının haklı kılmayacağı ve kandırıldığı anlamına gelmeyeceği, yazılı bir belgeye belgenin içeriğini okumadan ve anlamadan sırf kendisine söylenenlere inanarak imza atmasının ise hile olarak kabul edilemeyeceği, davaya konu bononun bedelsiz olmadığı ve davacının borçlanma iradesi taşıdığının kanıtlandığı gerekçeleriyle davanın reddine, takibin durması nedeniyle de asıl alacağın %40'ı oranındaki tazminatın davacıdan alınarak davalıya verilmesine karar verilmiş, kararı davacı vekil...