Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili, taraflar arasında düzenlenen 30/05/2006 ve 22/02/2007 tarihli sözleşmeler gereğince müvekkilinin Bolu/Dörtdivan ve Edirne-İstanbul otoyolu Karamehmet köyü mevkiinde dinlenme tesisleri inşa ettiğini, işletme aşamasına geçildiğinde davalı şirket yetkilileri ve çalışanlarının silahlı adamlarıyla gelerek tesisi ele geçirip müvekkilini dışarı attığını, bu konuda suç duyurusunda bulunulmasına rağmen takipsizlik kararı verildiğini, bu süreçte müvekkilinin dolandırıldığını, kendisinden zorla senetler alındığını, iflas ettiğini ve hastaneye kaldırılarak zorla hayata döndürüldüğünü ileri sürerek,...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 15.HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2018/1605 KARAR NO : 2019/79 TÜRK MİLLETİ ADINA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 21/03/2018 NUMARASI : 2014/1220 esas, 2018/275 karar, DAVANIN KONUSU: Tazminat KARAR TARİHİ : 22/01/2019 Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda; GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ : Davacılar vekili, taraflar arasında düzenlenen 30/05/2006 ve 22/02/2007 tarihli sözleşmeler gereğince müvekkilinin Bolu/Dörtdivan ve Edirne-İstanbul otoyolu Karamehmet köyü mevkiinde dinlenme tesisleri inşa ettiğini, işletme aşamasına geçildiğinde davalı şirket yetkilileri ve çalışanlarının silahlı adamlarıyla gelerek tesisi ele geçirip müvekkilini dışarı attığını, bu konuda suç duyurusunda bulunulmasına rağmen takipsizlik kararı verildiğini, bu süreçte müvekkilinin dolandırıldığını, kendisinden zorla senetler alındığını, iflas ettiğini ve hastaneye kaldırılarak zorla hayata döndürüldüğünü ileri sürerek, inşaat bedeli, cezai şart, iş yerinde kalan malların bedeli, müvekkilinin yaptığı ödemeler ve harcamalar nedeniyle davalının malvarlığında meydana gelen haksız artıştan kaynaklanan bedel, çalıştırılan işçilerin SGK bedelleri, müvekkili adına tahakkuk eden vergi borçları, müvekkilinin haksız el çektirilmesi ile ilgili ticari zararı ve kâr mahrumiyeti gibi maddi alacaklarının öncelikle belirsiz alacak olarak kabulüne, mahkemenin aksi kanaate olması halinde ise şimdilik 1.000,00 TL'nin kısmi alacak olarak tahsiline, davacı ...'ün haksız uygulamalar nedeniyle iflas etmesi, sağlığını kaybetmesi ve uğradığı manevi zarar nedeniyle 100.000,00 TL olmak üzere toplam 101.000,00 TL bedelin davalıdan işgal tarihi itibariyle ticari faiziyle tahsiline ve adli müzaharete karar verilmesini talep ve dava etmiş, mahkemenin 05/03/2015 tarihli ara kararı ile adli müzaheret talebinin reddine karar verilip eksik harcın tamamlanması için süre verilmesi üzerine davacı vekili 22/05/2017 tarihli dilekçesinde; ıslah anlamına gelmemek üzere 500.000 USD (20/09/2013 itibariyle 986.000,00 TL) cezai şart, 200.000,00 TL inşaat bedeli alacağı, 10.000,00 TL haksız el çektirme nedeniyle kalan malların bedeli ve 10.000,00 TL kâr mahrumiyeti yönünden talepte bulunduklarını ve harç eksiğini tamamladıklarını bildirmiştir. Davalı vekili, belirsiz alacak davası açılamayacağını, manevi zararın şartlarının oluşmadığını ve TBK'nın 72. Maddesine göre 2 yıllık zamanaşımı süresinin 01/11/2009 itibariyle dolduğunu, taraflar arasındaki sözleşmenin karşılıklı fesih iradesi ile 01/11/2007 tarihinde feshedildiğini, fesihnamenin tarafların özgür iradeleri ile düzenlendiğini, ayrıca tarafların sözleşmeden kaynaklanan taleplerinin haksız ve mesnetsiz olduğunu, 30/05/2016 tarihli sözleşme gereğince ...