Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerine dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili; 27/05/2015 günü meydana gelen çift taraflı yaralamalı trafik kazasında müvekkilinin yaralanmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000TL maddi tazminat ile 20.000TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili; eksik belgeler ile başvuru yapıldığından ödeme yapılmadığını, kusur ve zararın tespiti gerektiğini savunmuştur. Davalı sürücü ve işleten vekili; kazada davacının kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 214 TL geçici iş göremezlik zararının davalı sigortadan tahsiline, 4.000TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden faiziyle tahsiline, fazla istemlerin reddine hükmolunmuştur. İstinaf eden davalı sürücü ve işleten vekili; karar...
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ TÜRK MİLLETİ ADINA DÖRDÜNCÜ HUKUK DAİRESİ İSTİNAF KARARI
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/09/2019 DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 24/01/2022 KARAR YAZIM TARİHİ: 24/01/2022
Yukarıda tarih ve sayısı yazılı kararın istinaf edilmesi üzerine dosya incelendi gereği görüşülüp düşünüldü; Davacı vekili; 27/05/2015 günü meydana gelen çift taraflı yaralamalı trafik kazasında müvekkilinin yaralanmış olması nedeniyle fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 1.000TL maddi tazminat ile 20.000TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini talep etmiştir. Davalı sigorta şirketi vekili; eksik belgeler ile başvuru yapıldığından ödeme yapılmadığını, kusur ve zararın tespiti gerektiğini savunmuştur. Davalı sürücü ve işleten vekili; kazada davacının kusurlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini istemiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile 214 TL geçici iş göremezlik zararının davalı sigortadan tahsiline, 4.000TL manevi tazminatın davalı sürücü ve işletenden faiziyle tahsiline, fazla istemlerin reddine hükmolunmuştur. İstinaf eden davalı sürücü ve işleten vekili; karar duruşması taraflarına bildirilmediği ve son sözleri sorulmadığından usule aykırı işlem yapıldığını, davacının kazada asli kusurlu olduğunu, işletenin manevi tazminattan sorumlu tutulamayacağını, hükmolunan tazminatın yüksek olduğunu, davacının yüzündeki izin kaza ile illiyetli olup olmadığının tespit edilmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemişlerdir. Dava, trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Duruşma açılmasını gerektiren bir neden bulunmadığından inceleme ve görüşmeler HMK'nın 353 ve 355'inci maddeleri uyarınca istinaf sebepleriyle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı biçimde dosya üzerinden yürütülmüştür. Buna göre; Tüm dosya içeriğine göre; konu ile ilgili olarak ceza dosyasında kusur belirlemesi için alınan üç adet bilirkişi raporunda davacının tali, davalı sürücünün asli kusurlu olduğu yönünde görüş bildirildiği ve ceza mahkemesince birbiriyle uyumlu raporlar benimsenerek davalı kamyonet sürücüsünün sokaktan caddeye çıkarken sokak başındaki "DUR" uyarı levhasını dikkate almadığı, caddeden gelen davacı idaresindeki araca ilk geçiş hakkını vermediği kabul edilerek davalı sürücünün mahkumiyetine ve HAGB uygulanmasına karar verildiği ve itiraz edilmeksizin kesinleştiği, tazminat davasında yargılama sırasında ATK Ankara Grup Başkanlığından alınan 04/10/2018 tarihli raporda davalı sürücünün %75 oranında asli davacının ise kavşağa geldiğinde dikkatsiz, tedbirsiz davranıp önünü kesen aracın sol arka kapı çamurluk kısmına çarpmış olması nedeniyle %25 tali kusurlu olduğunun bildirilmiş olması, karşısında davalının kendi yönündeki DUR levhasına karşın kurallara riayet etmediği sübuta ermiş olmakla, yine dosya içine celbedilen ceza dosyası içeriğinde ATK'dan alınan rapor ile davacının yüzünde sabit eser olu...