Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine bonolara dayalı olarak girişilen ilamsız icra takibinin itiraz sonucu durduğunu, müvekkilinin oğulları ... ve ...nin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken davalının teklifi üzerine, ortak olmaları karşılığında, müvekkili tarafından davalıya 2010 yılında sermaye ve ortaklık payı karşılığı 180.000 TL nakit para verildiğini, aradan geçen zaman içerisinde davalının noterden pay devrini gerçekleştirmediğini, bunun üzerine müvekkilinin davalıya verdiği parayı ve bu paraya isabet eden kâr payını talep...
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2018/1844 KARAR NO : 2019/1601 KARAR TARİHİ: 12/12/2019 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 24/05/2018 NUMARASI : 2016/1006- 2018/533 E.K DAVANIN KONUSU: Alacak Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı, süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ Davacı vekili, müvekkili tarafından davalı aleyhine bonolara dayalı olarak girişilen ilamsız icra takibinin itiraz sonucu durduğunu, müvekkilinin oğulları ... ve ...nin davalıya ait işyerinde çalışmakta iken davalının teklifi üzerine, ortak olmaları karşılığında, müvekkili tarafından davalıya 2010 yılında sermaye ve ortaklık payı karşılığı 180.000 TL nakit para verildiğini, aradan geçen zaman içerisinde davalının noterden pay devrini gerçekleştirmediğini, bunun üzerine müvekkilinin davalıya verdiği parayı ve bu paraya isabet eden kâr payını talep ettiğini, davalının da 2012 yılından itibaren aldığı parayı müvekkiline bir kısmını elden bir kısmını banka kanalıyla ödemeye başladığını, sözkonusu bonoların ise aralarındaki anlaşma gereğince resmi ortaklık gerçekleşmediğinden, paranın verildiği tarihten sonra şirketin kârından müvekkili payına düşen ve ödenmesi gerektiği halde ödenmeyen kâr payına karşılık verildiğini, bunun karşılığında düzenlenen 9 adet bonodan 6 adedinin elden ödenmesi suretiyle davalıya iade edildiğini, ancak dava ve takibe konu edilen 31.10.2013 vadeli 7. bono, 29.11.2013 vadeli 8. bono ve 31.12.2013 vadeli 9. bono bedellerinin ödenmediğini ileri sürerek, icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatının tahsiline, olmadığı takdirde alacağın bonoların vade tarihlerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili, 24.04.2017 havale tarihli ıslah dilekçesiyle, davayı alacak davası olarak ıslah ettiğini bildirerek, sonuçta, 31.10.2013 vadeli 10.000 TL, 29.11.2013 vadeli 10.000 TL ve 31.12.2013 vadeli 10.000 TL olmak üzere toplam 30.000 TL alacağın, bono vadelerinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte, davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Davalı vekili, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, taraflar arasında alacak ilişkisinin 11.04.2013 tarihi itibariyle bir sözleşmeye bağlandığını, bu sözleşmede borç miktarının 90.000 TL olduğu konusunda mutabakata varıldığını, taraflar arasında imzalanan 11.04.2013 tarihli Teminat Senedi Düzenlemesi Sözleşmesinde borcun tasfiyesi için her biri 10.000 TL bedelli 9 adet teminat bonosu düzenlendiğini, bonoların arkasına da bu durumun derc edildiğini, bu 9 adet bonodan ilk 2 adedinin...