Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23.09.2020 tarih ve 2018/687 E. - 2020/340 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 17/03/2009 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, aynı tarihli satış taahhütnamesi uyarınca davalının yıl esasına göre sözleşmenin devamı süresince her yıl için 600 m³ beyaz ürün ve bir ton madeni yağ satmayı taahhüt etmesine karşın bu taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğrattığını, sözleşmenin süresinin sona...
11. Hukuk Dairesi 2021/540 E. , 2022/2483 K.
"İçtihat Metni" MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ ..
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 23.09.2020 tarih ve 2018/687 E. - 2020/340 K. sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında 17/03/2009 tarihli ve 5 yıl süreli bayilik sözleşmesi akdedildiğini, aynı tarihli satış taahhütnamesi uyarınca davalının yıl esasına göre sözleşmenin devamı süresince her yıl için 600 m³ beyaz ürün ve bir ton madeni yağ satmayı taahhüt etmesine karşın bu taahhüdünü yerine getirmediğini, müvekkilinin bu sebeple zarara uğrattığını, sözleşmenin süresinin sona ermesi ve yenilenmemesi nedeniyle sözleşmenin fesholunduğu ve müvekkilinin alacağının talep edileceği ileri sürülerek şimdilik 17/03/2009 tarihinden sözleşmenin sona erdiği 17/03/2014 tarihine kadar ki dönem için KDV dahil 50,000 TL kâr mahrumiyeti alacağının aylık % 7 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, sözleşmenin 17/03/2014 tarihinde uzatılmadığı ve ayrıca süresinde yapılan bir fesih ihtarı da bulunmadığından sözleşmenin kendiliğinden sona erdiğini, geçerli ve haklı tonaj taahhüdünün olmadığını, taahhütnamede tonaj taahhüdünün şarta bağlı olarak verildiğini, oysa ki davacıya verilmiş bir intifa hakkı bulunmadığını, tonaj taahhüdü bir an için geçerli kabul edilse dahi sözleşme hükmüne rağmen davacının her cari yıl sonunda veya ay sonunda tonaj eksikliğinden bahisle bir hesaplama yapmadığı gibi müvekkiline de bu yönde ihtar ya da talepte bulunmadığını, davanın kar mahrumiyetine ilişkin açılmış olup sözleşmede kâr mahrumiyeti talep edilebileceğine dair hüküm olmadığını, yıllık faiz oranlarının % 10 olduğu piyasa şartlarında % 72 oranında faiz talep edilmesinin yerinde olmadığını, talep edilen rakamın müvekkilinin cezalandırılması anlamına geldiğini, taahhütname ile verildiği ve geçerli olduğu iddia edilen ancak müvekkilince kabul edilmeyen tonaj taahhüdünün 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun'un 4. maddesine ve tebliğ hükümlerine aykırı olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi'nin bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalının dönemler itibariyle yıllık asgari alım taahhüdüne uyulmamasına rağmen davacı-tedarikçi tarafından davalı-bayiye mal verilmeye devam edilmiş ve cezai şart alacağı yönünden ihtirazi kayıt konulmadığından davacı önceki dönemlere ilişkin cezai şart isteyemez ise de, son döneme ait cezai şart isteyebilceği, davacı şirketin 2013-2014 dönemi için taahhüt edilen satım miktarının eksik kalan kısmı için 80.487,60TL'l...