Dava, haczin kaldırılması ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ve ücretinden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Mahkemece uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, 6183 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerin hükümleri çerçevesinde, kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer...
10. Hukuk Dairesi 2020/2646 E. , 2022/6851 K.
"İçtihat Metni"Mahkemesi :İş Mahkemesi
Dava, haczin kaldırılması ile Kuruma karşı borçlu olmadığının tespiti ve ücretinden yapılan kesintilerin iadesi istemine ilişkindir. Mahkemece bozma ilamına uyularak ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiştir. Hükmün taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi. 1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davacının tüm davalı Kurumun sair temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2-Mahkemece uyulan bozma ilamı ve oluşan usuli kazanılmış hak çerçevesinde, 6183 sayılı Kanunun 54 ve 55. maddelerin hükümleri çerçevesinde, kamu alacağı için ödeme emri çıkarılmadan ve icra takibi kesinleştirilmeden haciz uygulanması ve diğer cebren tahsil yollarına başvurulması kanuna aykırı olduğundan, davacının hakkında hacizlerin kaldırılması istemine ilişkin olarak talebinin karşılanması ile davacı hakkında konulan hacizlerin kaldırılmasına ilişkin karar verilmesi gereklidir. Ne var ki menfi tespit istemi hakkında, 2002/10. Ay ile 2005/3 aylar arasında kalan dönem hakkında, Limited Şirket ortaklarının kamu borçlarından sorumluluğunu öngören yasal düzenlemelere bakıldığında, davanın yasal dayanağının 6183 sayılı Yasanın 35. maddesi olduğu belirgindir. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 22.07.1998 gün ve 4369 sayılı Kanunun 21. maddesiyle değişik 35. maddesi; Limited şirket ortakları şirketten tahsil imkânı bulunmayan amme alacağından sermaye hisseleri oranında doğrudan doğruya sorumlu olurlar ve bu Kanun hükümleri gereğince takibe tabi tutulurlar. hükmünü taşımakta iken; 04.06.2008 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak bazı maddeleri dışında aynı gün yürürlüğe giren 5766 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 3. maddesiyle, 35. maddede yer alan, şirketten tahsil imkânı bulunmayan ibaresi "şirketten tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya tahsil edilemeyeceği anlaşılan" şeklinde değiştirilmiş ve aynı maddeye; Ortağın şirketteki sermaye payını devretmesi halinde, payı devreden ve devralan şahıslar devir öncesine ait amme alacaklarının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur. Amme alacağının doğduğu ve ödenmesi gerektiği zamanlarda pay sahiplerinin farklı şahıslar olmaları halinde bu şahıslar, amme alacağının ödenmesinden birinci fıkra hükmüne göre müteselsilen sorumlu tutulur."Şeklinde iki fıkra eklenmiştir. Ayrıca, 5766 sayılı Kanunun 1. maddesiyle 6183 sayılı Kanunun 3. maddesine eklenen;"Tahsil edilemeyen amme alacağı terimi: Amme borçlusunun bu Kanun hükümlerine göre yapılan mal varlığı araştırması sonucunda haczi kabil herhangi bir mal varlığının bulunmaması, haczedilen mal va...