Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2017/852 E- 2019/143 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.11.2020 tarih ve 2019/781 E- 2020/1107 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu Maslak Eğitim Yayın Ajans Ticaret Limited Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'in sözleşmeyi firma yöneticisi ve hissedarı...
11. Hukuk Dairesi 2021/78 E. , 2022/4048 K.
"İçtihat Metni"MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 06.03.2019 tarih ve 2017/852 E- 2019/143 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 03.11.2020 tarih ve 2019/781 E- 2020/1107 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili banka ile dava dışı asıl borçlu Maslak Eğitim Yayın Ajans Ticaret Limited Şirketi arasında genel kredi sözleşmesi imzalandığını, davalı ...'in sözleşmeyi firma yöneticisi ve hissedarı olarak kefil sıfatıyla imzaladığını, kredi borcunun ödenmemesi üzerine ... 1. Noterliğinin 08/08/2016 tarih ve 8929 yevmiye no'lu hesaba kât ihtarı gönderildiğini, kât ihtarına rağmen borcun ödenmemesi üzerine alacağın tahsili için icra takibine başlandığını, davalının itirazı nedeniyle takibin durduğunu, ancak yapılan itirazın haksız olduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve %20 oranında icra tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, asıl borçlu şirket hakkında icra takibi yapılmadan doğrudan müvekkili hakkında icra takibi yapılmasının kanuna aykırı olduğunu, öte yandan asıl borçlu şirketin KHK ile kapatıldığını ve ticaret sicilinden terkin edildiğini, 670 sayılı KHK'nın 5/4. maddesine göre kapatılan şirketlerin alacaklılarına 60 günlük hak düşürücü sürede idareye başvurmaları gerektiğini, davacı banka tarafından bu sürede her hangi bir başvuru yapılmadığını, bu nedenle asıl borç sona erdiğinden kefile başvurulmasının hukuksuz olduğunu, hesap kât ihtarında toplam borcun 455.000,00 TL olarak belirtilmiş olmasına karşın icra takibinin 465.000,00 TL üzerinden yapıldığını, taksit ödemelerinin alacaktan mahsubu gerektiğini, kredi için alınan ipoteğin alacaktan mahsubu gerektiğini, talep edilen temerrüt faiz oranının fahiş olduğunu, hesap kât ihtarının müvekkiline tebliğ edilmediğini ileri sürerek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka tarafından davalı müteselsil kefil aleyhine (Ank.9.İcra Müd.2016/21814 ) başlatılan ilamsız icra takibinde 465.996,54 TL ana para, 29.430,50 TL işlemiş (%40) temerrüt faizi 1.473,53 TL BSMV olmak üzere toplam 496.898,57 TL'nin tahsili için davalı aleyhine takibe girişildiği, davalının takip konusu borca ve ferilerine sebep bildirmeden itiraz ettiği, davacı tarafından keşide edilen ihtardan anlaşıldığı üzere hesabın 05.08.2016 tarihi itibariyle kat edildiği (ana...